(2) Adonis (1) agac (1) agac kurbagasi (1) Agama (1) Agelenidae (1) Akarlar (2) akciger (1) akciğer (1) Akrep (1) Akrepler (1) akson (1) aktinomiset (1) akyuvar (1) Ala Böcek (1) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
(2) Adonis (1) agac (1) agac kurbagasi (1) Agama (1) Agelenidae (1) Akarlar (2) akciger (1) akciğer (1) Akrep (1) Akrepler (1) akson (1) aktinomiset (1) akyuvar (1) Ala Böcek (1) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2011 Cuma

Penisiyle ses rekoru kırdı!

Dünyanın en gürültücü hayvanı bulundu! Ancak asıl sürpriz, hayvanın bu sesi çıkarma şekli.

Fransız ve İskoç bilimciler, yıllarca süren araştırmalar sonucunda, cüssesine kıyasla en fazla ses çıkarabilen hayvanı tespit etti.
Sadece 2 milimetre boyundaki tatlı su böceği Micronecta scholtzi, kendisine çiftleşecek eş ararken 99.2 desibele kadar ses çıkarmayı başararak dünyanın en gürültücü hayvanı ünvanını kazandı. Ancak asıl ilginç olan, su böceğinin bu sesi, penisini karnına sürterek çıkarması.
Biyolog ve mühendislerden oluşan ekip, bugüne kadar ses değerlerini kaydettikleri hayvanlar arasından bu böceğin birinci gelmesini şaşkınlıkla karşılamış. Micronecta scholtzi’nin çıkardığı sesin şiddetinin ortalama 78.9 desibel olduğunu belirten araştırmacılar, bunun hareket halindeki bir yük treninden çıkan sese denk olduğunu vurguluyor.
Böcek suda yaşadığı için çıkan ses havaya çıkana kadar yüzde 99 oranında hafifliyor. PLoS One bilim bülteninde yayımlanan makaledeki bilgikere göre, kalan yüzde 1’lik oran bile insan kulağının duyacağı yükseklikte.
Nominal ses yüksekliği açısından Micronecta scholtzi’yi geçenler elbette mevcut. Örneğin mavi balinanın çıkardığı sesin şiddeti 188 desibeli bulabiliyor. Ancak gövdeye oranlandığında hiçbir hayvan minik su böceğinin koltuğunu sarsamıyor.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Niçin hapşırıyoruz?

Hapşırma, ani, irade dışı, sesli bir şekilde ağızdan ve burundan nefes vermektir. Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşan psikolojik bir reaksiyondur. Aslında burnumuz nefes almamızda çok önemli bir görev yapar. Hava onun dar kanallarından türbülans oluşturarak geçerken hem ısısı ayarlanır, hem de içindeki toz burada filtre edilir.

Buradaki sinirlerin uyarılmasının nedenleri değişiktir. En çok alerjik etkilenmedir ama toz, duman, parfümler hatta aniden ışığa bakma gibi başka birçok nedenleri daha vardır. Hapşırmadan önce sanki bir yerimiz ısırılmış gibi sinir uçlarının ikaz göndermesi sonucu, burnumuzdan önce bir salgı gelir. Biz bunun pek farkına varamayız.

Bu salgının ardından beyine giden ikaz neticesinde baş ve boynumuzdaki kaslar uyarılarak ani nefes boşanması olayı yaşanır. Ses tellerinin olduğu bölüm önce kapanır ve buradaki havanın basıncı iyice yükselir. Sonra aniden açılarak hava yüksek bir sesle dışarı verilir. Tabii beraberinde burnumuzdaki toz gibi yabancı maddeler ve soğuk algınlığı yaratan mikroplar da. Ancak tıp bilimi hapşırma ile yayılan mikropların, elle yayılanlardan çok daha az olduğunu saptamış bulunmaktadır.

Uyku sırasında özellikle rüya safhasında sinir sisteminin bazı elemanları kapalı olduğundan normal şartlarda hapşırma olmaz. Uyarı çok kuvvetli ise olabilir ama anında uyanılır. Ancak bu beyin tarafından tehlike olarak algılanmaz. Uyurken ayağını gıdıkladığımız kişinin ayağını çekip, arkasını dönüp, uyumağa devam etmesi gibi.

Hapşırma refleksinin detayları tam bilinmese de kesin olarak bilinen bir şey var. Hapşırırken gözlerinizi açık tutamazsınız. Bunu bilim insanları vücudumuzda bir acı veya ağrı duyduğumuzda gözlerimizi kapatmamıza bağlıyor. Kibarlık olsun diye hapşırığı tutmaya çalışmak ise kesinlikle tavsiye edilmiyor.

Güneş ışığı ile karşılaşınca hapşırmanın genetik olduğu ileri sürülüyor. Dünya nüfusunun en az yüzde 18'i bu hassasiyete sahip. Hapşırma sayısının da genlerle nakledildiğini ileri süren bilim insanları var. Bazı ailelerde üç kere hapşırılırken, bazılarında sekizincide duruyormuş.

İnsanlara hapşırdıktan sonra 'çok yaşa' deme adetinin kökeni Hıristiyanların 'God bless you' yani 'Tanrı seni takdis etsin' veya Tanrının hayır duası üzerinde olsun' cümlesine dayanmaktadır. Altıncı yüzyılda hapşıranlara vücutlarındaki şeytanı attıkları için tebrik anlamında söylenen bu söz büyük veba salgını başlayınca Papa tarafından söylenmesi zorunlu kılındı ve kanunlaştırıldı. 


kaynak

Hapşırmak beyin kanaması yapabilir

Beynin kapalı bir kutu olduğunu belirten uzmanlar, hapşırma sırasında kafa içinde oluşan basınçtan dolayı beynin şiştiğini ve aniden kanama meydana gelebileceğini söylüyor.
İSTANBUL - Hapşırırken ağzın ve burnun kapalı tutulması sonucu beyne giden fazla basıncın beyin kanamasına neden olabileceği ve anevrizma, hipertansif hastalıklar ve vaskülit gibi hastalıkların da ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

  HAPŞIRMA NEDEN BEYİN KANAMASI YAPAR?
Beyin kanaması sırasında kafa içi basıncı artması ile meydana gelen kanamanın ölüme sebep olabileceğini söyleyen Amerikan Hastanesi Nöroşirürji Bölümü’nden Dr. Mehdi Sasan, “Hangi durumlarda hapşırma sonucu beyinde kanama gerçekleşebilir?” sorusuna, “Kişi eğer ağzını ve burnunu tıkamış ve hapşırmışsa kafa içinde, dolayısıyla damar içinde basınç artar ve kanama olur. Benzer bir durum ıkındığımızda da oluşabilir. Belli sebepler sonrası ıkınınca başımız ağrıyabilir aynen hapşırma eyleminde olduğu gibi beyin damarları şişerek kendimizi rahatsız hissederiz. Aynı zamanda damarlarımızın çeperi zayıfsa da çatlama ve kanama ortaya çıkabilir” diye cevap veriyor.

KANAMAYA NEDEN OLABİLECEK SORUNLAR
Dr. Sasan, hapşırmaya bağlı basınç sonrası kanamaya neden olabilecek rahatsızlıkları ise şöyle sıralıyor:
* Arter venöz
* Anevrizma. Anevrizma 40 yaş üzerinde görülür. Damarın çeperi inceldiği için her an basınç artar ve kanama olur.
* Hipertansif hastalıklar
* Metabolik nedenler
* Vaskülit

Dr. Sasan, hapşırma sırasında ağzın kapatılması durumunda, basınçtan dolayı göz damarlarının şişerek çatlayabileceğini ve buna bağlı olarak göz sorunlarının görülebileceğini, ayrıca karın içi anevrizma ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların da ortaya çıkabileceğini söylüyor.

NEDEN HAPŞIRIRIZ?
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Babür Akkuzu ise hapşırığın nedenini şöyle açıklıyor: “Hapşırık, burnu rahatsız eden bir faktör sonucu gelişen bir reflekstir. Akciğerlerdeki havanın ani şekilde burun boşluğundan dışarı atılması ile olur bunun sonucu burun boşluğu içerisindeki rahatsız edici faktör vücuttan dışarı atılır ve böylece hapşırma eylemi meydana gelir.”

kaynak