ODTÜ FİZİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ODTÜ FİZİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Nükleer Fizik (Çekirdek Fiziği) Nedir?


Çekirdek fiziği veya nükleer fizik fiziğin atomun çekirdeğini inceleyen dalıdır. Başlıca 3 amacı vardır:
  1. Temel parçacıkları (proton ve nötron) ve etkileşimlerini incelemek
  2. Çekirdek özelliklerini sınıflandırmak, değerlendirmek
  3. Teknolojik gelişmeler sağlamak
Atom çekirdeğini ve temel tanecikleri, aralarındaki etkileşimler açısından, düşük enerjiler alanında inceleyen fizik dalıdır (çekirdek fiziği de denir). Nükleer fizik, İkinci Dünya savaşının sonundan beri çok büyük bir gelişme gösterdi. 
Nükleer fizik, doğal bir radyoaktif kaynaktan çıkan a tanecikleriyle (helyum çekirdekleri) azot çekirdeklerinin bombardıman edilerek yapay dönüşümün (transmütasyon) gerçekleştirilmesinden sonra XX. yy’ın başlarında doğdu. Ama doğal kaynaklardan yayınlanan taneciklerin enerjisinin yetersiz kaldığı çok çabuk ortaya kondu ve fizikçiler, 1930′dan başlayarak bu tanecikleri doğrudan doğruya oluşturmaya ve hızlandırmaya yöneldiler. İlk doğrusal hızlandırıcı 1931′de gerçekleştirildi, ama bilginlere yüksek enerji dönemini açan, E. O. Lawrence’in kurduğu siklotron oldu


Atom tanecikleri, A kütle sayılarına göre hafif tanecikler (döton) ve ağır tanecikler (uranyum 235′in ya da bölünebilen başka elementlerin çekirdek fisyonlarının parçaları) olarak sınıflandırılmışlardır. Bu taneciklerin ya da “mermiler”in (projektil) maddeyle etkileşimi çeşitli görünümler alır. Tanecik, hedef oluşturan atomlardan biri üstünden sıçrayabilir; bu esnek şok ancak çarpan taneciğin, yani merminin hızı yeterince küçükse meydana gelebilir. Megaelektronvolta yakın daha yüksek enerjiler için tanecik, atomu uyarır ya da iyonlaştırır; bu durumda şok elektron düzeyinde yer alır. Merminin enerjisi daha da büyükse, elektron bulutundan geçerek, çekirdeğin yakınma kadar ulaşır; böylece, iletilen enerjilere göre birçok olay meydana gelebilir. Pozitif olarak yüklü tanecik, aynı yükü taşıyan çekirdek tarafından itilebilir: Bu durumda esnek şok söz konusudur. Daha yüksek enerjili tanecik, çekirdeğin içine sızıp, nükleonlardan biri üstünden sıçrayabilir; o zaman nükleer bir esnek şok söz konusu olur. Tanecik çekirdeğin içine sızdıktan sonra yakalanabilir; bu durumda şok esnek değildir. Bununla birlikte, bu son olay nükleer çekim kuvvetlerinin etkisinin zayıflığı yüzünden seyrek olur. Gene de meydana geldiği zaman, bileşik bir çekirdek elde edilir; bu da parçalanır.
Demek ki hızı yeterli büyüklükte olan bir tanecik, enerjisini, uyarılma ve iyonlaşmayla yitirmeye başlar. Birçok atomla aynı anda etkileşen tanecik, nükleer şok durumu dışında hemen hemen düz bir yörünge çizer. İyonlaştırıcı gücü yavaş yavaş azalırken atomik ve nükleer şok olasılığı artar; aldığı yolun sonunda böyle şoklardan kaynaklanan bazı sapmalar gözlenir.

Elektronların 
Maddeyle Etkileşmesi
Elektronların davranışı atom taneciklerininkine benzer. En önemli fark, kütlelerin büyüklük düzeylerinden kaynaklanır. Atomların dış elektronlarının etkileşimleri en sık raslanan olaylardır; ayrıca, şokların yol açtığı enerji azalmalarından dolayı “mermi” elektron önemli sapmalar gösterir. Yörüngeler artık, düz değildirler; elektronlar çevreye saçılırlar. Elektronların durdurulmasına yalnızca şoklar değil, enerji ışıması da yol açar: Gerçekten, hareket halindeki bir yük, ışınım biçiminde enerji yitirir ve tanecik ne kadar yüksek bir hızla hareket ederse ve kütlesi ne kadar küçükse, bu yitim o kadar büyük olur. Bu olay elektronlar söz konusu olduğunda çok önemli olmakla birlikte, öbür temel atom tanecikleri için göz önüne alınmayacak kadar önemsizdir. Pozitif elektronun, yani pozitonun konumunun özellikleri, negatif elektronunkilere tümüyle benzerdir ama, negatif elektronlar bol olduğundan, bir pozitif elektronla, oluşma olasılığı çok kuvvetli olan bir negatif elektronun bir etki olmadan ve kolaylıkla ortadan kalkması söz konusudur.

Fotonların 
Maddeyle Etkileşmesi
Nükleer fizikte, kullanılan fotonlar, özellikle X ve Y ışınlarına denk düşerler. Fotonun özellikleri başka taneciklerden tümüyle farklıdır (kütlesiz ve yüksüz); madde içinden geçerken de davranışı aynı böyledir. Özellikle, foton yükünün sıfır olması nedeniyle, çekirdek tarafından elektrostatik itilmeye uğramaz, Y ışınlan çok daha fazla içe sızıcı ve az iyonlaştırıcıdırlar. Esnek bir şok sırasında foton, enerjisinin bir bölümünü çarpan taneciğe verebilir, böylece fotonla bütünleşen dalganın frekansında bir azalma olur: Bu, hedef olan tanecik, dışta az bağımlı bir elektron olduğu zaman çok önem taşıyan Compton olayıdır.
Foton, enerjisinin tümünü de yitirebilir ve atomun aşağı düzeydeki elektronlarının etkisiyle yok olabilir. Fotoelektrik olay söz konusu olduğunda, çarpan tanecik atomdan dışarı atılır. Y ışınları da bir çekirdeğin yakınında farklı biçimde yok olabilirler: Y fotonu ortadan kaybolur ve kütlesi sıfır olmayan tanecik oluşumu yoluyla özdekleşme (somutlaşma) gerçekleşir. Genel durumda bir foton demetinin soğurulması,aynı anda meydana gelebilen, bu çeşitli etkileşimlerin sonucudur.Böyle ışımaların dozunun ayarlanması, özellikle bunların dokular üstündeki etkilerini araştıran biyoloji ve röntgen uzmanları için önemlidir.

Nötronların Maddeyle Etkileşmesi
Nötronun elektrik yükünün bulunmaması, elektrostaiik kökenli bir etkileşme olasılığını ortadan kaldırır. Foton gibi nötronun da durdurulması, dolayısıyla da ortaya çıkarılması güçtür.Nötron-çekirdek etkileşmesi, yalnızca nötronun yörünge değişimi yoluyla esnek bir çarpışmayla ya da enerji alışverişi yoluyla esnek olmayan bir çarpışmayla sınırlanabilir. Elektronlarla nötronların kütlelerinin oransızlığı (çok farklı olması), böyle çarpışmalar sırasında çok hafif enerji alışverişine yol açar. Buna karşılık,nükleer çarpışmalar, yapay bir Y yayınımıyla birlikte bir çekirdek uyarılmasına,ya da gerçek bir nükleer tepkimeye (dönüşüm) neden olabiir: Nötron soğurulur, daha sonra da çekirdek parçalanır. Bu “mermiler” özellikle fisyon tepkimeleri sırasında kullanılır. Yukarda ortaya konmuş olan sonuçlar istatistik hesaplara ve kuvantum mekaniğinin ilkelerine dayanan matematiksel bir araştırmayla desteklenir.
Bu araştırmalar günümüzde, farklı hızlandırıcılarda, giderek duyarlı deneylere gereksinim gösterilerek sürdürülür. Uygulamaların bütünü, nükleer kimya ile ilgili açıklamalara konu oluşturur.


alıntıdır




ÇEVREMİZE SAHİP ÇIKALIM GERİ DÖNÜŞÜM HAKKINDA BİLGİLENELİM




9 Temmuz 2012 Pazartesi

Fizikle İlgili İlginç Bilgiler Öğrenmek İster Misiniz?...




BİLİYOR MUYDUNUZ? (AKADEMİK FİZİK)


Einstein’ in 3 yaşında konuşmaya başladığını... 
9 yaşındayken henüz istediği her şeyi tam olarak söyleyemediğini... 
Hocasının anne ve babasına “oğlunuz ne olursa olsun hiçbir zaman başarılı olamayacak” dediğini... 
Bir diğer hocasının da “öğrencilere kötü örnek oluyorsun” diyerek okulu bırakmasını istediğini... 

Matematik hocasının “tembel köpek” taktığını... 

Newton’ un çekingenliği yüzünden diferansiyel ve entegral hesabını 38 yıl sonra yayınladığını... 

Geçimsiz ve kuşkulu kişiliği yüzünden okul arkadaşları tarafından hırpalandığını ve hor görüldüğünü... 

Galileo’nun dünya için yuvarlak dediğini bu hareketi yüzünden idam edildiğini; 
Basküle çıkıp ta öne doğru eğildiğinizde kilonuzun daha az olduğunu ve baskül üzerindedik durumdayken kolunuzu hızlıca kaldırdığınızda kilonuzun bir an için arttığını...
Fahrenheit 451 derekesinde üstü kapalı olmayanFizikte Biliyor Musunuz? Fizikte Bilmedikleriniz Fizikteki İlginç Olaylar Fizik Bilgi kağıttan yapılmış bir tencerenin içinde su kaynatılabileceğinizi...
Ayrıca François Truffaut’ un ünlü filmi “Fahrenheit 451” inde adını bu durumdan aldığını...

İnsanın göz kapaklarını açıp kapatırken harcadığı enerjinin 20 kg lık bir yükü kaldırmak için harcadığı enerjiye eşit olduğunu...
Köpeklerin ve kediler renklerin göremediklerini..ve bu hayvanların dünyadaki her şeyi siyah beyaz gördüklerini...
Dünya üstünde gölgeler genellikle öğleyin en kısadır. Akşama doğru uzar. Peki Dünya'da gölge uzunluğunun değişmediği yer var mıdır? Kutuplarda Güneş'in ufuktan yüksekliği hep aynıdır. Bu nedenle gölge uzunluğunun değişmediğini... 


 YILDIRIM


Yeryüzünde herhangi bir anda 2000 tane yıldırım düşmektedir. Bir yıldırımın taşıdığı akım ortalama 1 amperdir. Bulutların tavanı delebilecek iyonosfer tabakası ile yeryüzü arasındaki potansiyel fark -300.000 v- olur. Sadece yıldırım aktivitelerinden dolayı yer yüzüne aktarılan gücün;
P=I*V=2000*300000
P=600000000W
dolaylarında olduğunu...


HAIN HUNI 

Fark ettiyseniz huni kullanarak bir seyi doldururken zaman zaman su siseye bosalmaz ve huninin tepesine kadar yükselir. Bu durumda huniyi biraz yukari kaldirmak gerekebilir. Neden böyle yaptigimizi biliyor musunuz?
Huniye bosaltilan su siseye girdikçe sisenin içinde kaçacak yeri olmayan havayi sikistirmaya baslar. Sisenin içindeki hava basinci huninin içindeki suyun akisini durdurur. Bu durumda huniyi biraz yukari kaldirip sikisan havanin çikmasina izin vermek gerekir. Böylece sivi tekrar akmaya baslayacaktir.

SUDAKI TAS 

Terazinin bir kefesine bir bardak su ve bir tas koyun. Digerine ise karsi kefeyi dengeleyecek sekilde agirlik koyun. Sonra bardaktaki suyun içine atin. Sizce denge bozulur mu?
Denge bozulmaz. Tas suyun içinde disarida oldugundan daha hafif olacaktir. Çünkü su tasa yukari dogru bir itme kuvveti uygular. Ayrica tas kendi hacmi kadar suyu tasiracaktir. Bu durumda suFizikte Biliyor Musunuz? Fizikte Bilmedikleriniz Fizikteki İlginç Olaylar Fizik Bilgi bardagin dibine fazladan biraz daha kuvvet uygulayacaktir ki bu da tam olarak tasin kaybettigi agirlik kadar olacaktir.

TARTILIN BAKALIM 

Basküle çiktiginizda öne dogru egilin. Ne oluyor? Öne egilirken kilo kaybediyorsunuz degil mi? Simdi baska bir sey deneyelim. Dik dururken kollarinizdan birini hizla yukari kaldirin. Kolunuzu yukari dogru kaldirirken kilonuzun da bir an için arttigini farketmissinizdir. Peki niye böyle oluyor?

SUYU YÖNLENDIRELIM

Saçiniz kuruysa bahsedecegimiz deneyi sizde yapabilirsiniz. Plastik küçük bir tarak alip saçinizi tarayin; aslinda taragi tüylü bir kumasa sürtsenizde olur. Sonra bir lavaboya gidip muslugu azicik açin. Öyle kiFizikte Biliyor Musunuz? Fizikte Bilmedikleriniz Fizikteki İlginç Olaylar Fizik Bilgi su damla damla aksin taragi suya yaklastirin. Damlaciklarin birlestigini ve taraga dogru yaklastiklarini göreceksiniz !

GÖZ AÇIP KAPAYINCAYA KADAR 

Göz açip kapayincaya kadar derizde bu kisa sürede ne kadar enerji sarfettigimizi düsünmeyiz. Isterseniz inanmayin fakat insanin göz kapakalarini açip kapamak için harcadigi enerji 20 kg'lik bir yükü kaldirmak için harcadigimiz enerjiye esittir.






FOTOĞRAF NASIL ÇEKİLİR
Fotoğraf makinemize koyduğumuz filmler ışıktan etkilenir çekmek için düğmeye basınca objektifin içinden küçük bir pencere açılıp kapanır. Böylece; ışıkla birlikte çevrenin görüntüsü de filmin üzerine düşmüş olur. Işık ve gölgenin şiddetine göre filmin üzerine düşmüş olur. Işık ve gölgenin şiddetine göre filmin üzerinde lekeler oluşur. Makineden çıkarılan film banyo edilince bu lekeler daha da belirginleşir. Negatif olan bu görüntü önce pozitif hale getirilir sonra da fotoğraf kağıdı üzerine düşürülür. 

CAM NASIL YAPILIR?

Cam erimiş haldeki kumdur. Değişik maddelerle zenginleştirilirse kalite cam elde edilir. Beyaz kumdan elde edilen silis veya kuvars madeni ile karbonat nitrat sülfat ve diğer bazı maddelerden oluşan toz karışım fırınlarda ısıtılarak eritilir ve işlenir…..

KARANLIKTA KEDİLERİN GÖZÜ NEDEN PARLAR?

Kedilerin gözlerinde ışığı yansıtan bir madde bulunur. Ağ tabakasının arkasındaki bu madde üzerine düşen ışığı birkaç misli çoğaltarak geri yansıtır.

UÇAK GÜRÜLTÜSÜ NEDEN EVİMİZİ TİTREŞTİRİR?

Sesler havayı titreştirerek uzaklara ulaşır. Titreşen molekülleri çarptıkları yeri de titreştirirler. Uçaklar büyük gürültü çıkardıkları için oluşturdukları titreşimde fazla olur. Bu titreşimler evimizi ve pencerelerimizi sallayabilir havasız yerlerle ses iletilemez. 

SU NEDEN SES ÇIKARIR?

Bir ırmağın ya da bir bardaktan diğer bardağa boşalttığımız suyun sesini dinlediniz mi hiç? Su sesinin dinlendirici bir etkisi vardır üstelik. Bu hoş sesi hareket eden suyun içindeki hava kabarcıkları çıkarır. Tıpkı bir zilin sallanan tokmağı gibidir bu kabarcıklar. Sıkışıp sonra boşaltırlar havalarını. Bu hava kabarcıklarını bir bardaktan diğer bardağa boşalttığınız suyun içinde rahatlıkla görebilirsiniz.

KAMERA RESİMLERİ NASIL KAYDEDER?

Görüntüyü elektrik sinyallerine dönüştürerek.

SESİN HIZI NEDİR?
Sesin havada bir saniyedeki hızı 344 metre bir dakikadaki hızı 20.400 metre bir saatteki hızı 1.224 km’dir. Katı cisimler üzerinde ses hızı daha fazladır. Suda ses bir saniyede 1.461 metre ağaç üzerinde 2786 metre demirde 5127 metre taşta ise 6000 metre hıza ulaşır. Sesten daha hızlı uçan uçakların sesini biz patlamalar şeklinde duyarız.

IŞIĞI HIZI NEDİR?

Bir saniyede 300.000 km yol kateden ışık sesten daha hızlıdır. Bu nedenle yıldırımın sesini duymadan önce ışığını görürüz. Güneş ışınları dünyamıza gelebilmek için 149.5 milyon km’lik yolu 8 dakika 18 saniyede alır. 

GÖK NEDEN GÜRLER?

Şimşek çakması sonucunda ortaya çıkan sıcaklık havayı ısıtır ve genişletir. Bu genleşme sonucunda birbirinden hızla uzaklaşan hava molekülleri gök gürültüsü dediğimiz o korkunç sesi çıkarırlar.

İNSAN NEDEN HORLAR?

Boğazımızda sarkık duran bir et parçası vardır. Ağzımızı iyice açıp da aynaya bakarsak bu et parçasını görebiliriz. Sırtüstü ve ağzı açık bir şekilde uyuyan insan derin derin nefes alınca bu et parçası titreşir ve horultu dediğimiz sesin çıkmasına sebep olur. Kişi ağzını kapatır veya yön dönerse horultu kesilir. 

YIRTILAN KAĞITTAN NİÇİN SES ÇIKAR?

Selüloz liflerinden oluşan kağıtları yırttığımızda bir ses duyarız. Kağıdı ne kadar hızlı yırtarsak ses de o kadar fazla olur. Yırttığımız kağıdın lifleri koparken bir titreşim meydana gelir. Bu titreşimlerde havada ses dalgalarının oluşmasına sebep olur. Kağıdı hızla yırtarsak belirli bir zaman aralığında daha fazla lif yırtmış oluruz. Kısa zamana sığdırılan çok sayıdaki titreşimsesin perdesinin de yükselmesine sebep olur.


İlginç Bilgiler

• Bilim adamları ışığı bir enerji türü olarak kabul ediyorlar. Işık enerjisi taşıyan ışınlar uzayda dalgalar ya da dalgacıklar biçiminde doğrusal olarak yol alırlar. Işık dalgaları çok hızlı hareket ederler. 300 milyon metrelik bir mesafeyi kat etmeleri yalnızca 1 saniye alır.

• Bu Güneş’ten bize ulaşmak için 150 Milyon kilometrelik bir yol kat etmesi gereken ışığın bu uzaklığı yalnızca 8 dakikada aldığı anlamına gelir. Bizden 400 bin kilometre uzakta olan Ay’dan yansıyan Güneş ışığının Dünyamıza ulaşması ise bir saniyeden biraz faza sürer.

• Işığın nasıl davrandığı ve nereden geldiği konusunda oldukça çok şey biliyoruz; ama ışığın tam olarak ne olduğunu kimse söyleyemiyor.

• Ancak gezegenimizdeki yaşamın ışıktan gelen enerji olmadan devam edemeyeceğini kesin olarak biliyoruz.

• Işık birazda sese benzer. Ses de dalgalar biçiminde yayılır ve çok uzaklara ulaşabilir; ancak sesin hızı çok düşüktür. Havada yayılma hızı saniyede yalnızca 340 metredir. Endonezya’daki Krakatoa yanardağının patlaması binlerce kilometre uzaktaki Avustralya’da yaklaşık 2 saat sonra duyulmuştu. Okyanuslardaki balinalar birbirleri ile yüzlerce kilometre uzaktan duyulabilen seslerle anlaşırlar. Ses dalgaları derin okyanus diplerinin araştırılmasında da kullanılır. Eğer kulağımızı demir yolu raylarına 
dayarsanız (sakın denemeyin)  kilometrelerce uzaktaki bir trenin yaklaşmakta olduğunu anlayabilirsiniz. Bunların nedeni sesin ancak hava ****l kaya ve su gibi maddeler içinde yayılabilmesidir. Ses hava boşluğunda örneğin uzayda yayılmaz. Uzaydan doğrudan doğruya hiçbir ses duyamazsınız. Dünya gezegenindeki tüm sesler atmosferde üretilir ve yayılır.

• Kulağımız; ancak frekansı 20 ile 20.000 arasındaki sesleri duyabilir.

• Gözümüz dalga boyu 450 ile 800 arasındaki ışınları görebilir.

• Kutuplardan ekvatora doğru gidildikçe gökçe boyları kısalır.

• İlk radyo 1990 yılında yapıldı.

• Kıtalar arası ilk telefon konuşması 1915 yılında yapıldı.

• İlk sesli filmler 1928 yılında çevrildi.

• İlk TV yayınları 1940 yılında ABD’de yapıldı.

• 1947 yılında roket takviyeli olduğu için sesten hızlı uçan ilk uçak yapıldı.

• İlk lazer 1960 yılında üretildi.


DERLEYEN: ABDULLAHOĞLU