mehmet abdullahoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet abdullahoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2013 Pazar

Çocuklarımız..

Çocuklarımızla Ne Kadar Alakadarız!

Çocukların yetim ve öksüz büyüdüğü bir çağda yaşıyoruz. Öyle bildiğimiz türden bir yetimlik ve öksüzlük değil söyledikleri. Çocuklar annelerinin varlığına rağmen öksüzler. Çocuklar, babalarının varlığına rağmen, hatta babalarının varlığı yüzünden yetim imişler. Yokluğu hissedilmeyen ve dolayısıyla hiç aranmayan şeyden daha acı bir kayıp var mıdır? Kimsenin yitiği değilseniz, kim bulur sizi? Evde fiziksel olarak var oldukları halde, duygusal olarak yok olduklarını fark etmeyen anne- babaların çocuklarını hangi yetimhane kabul eder? Yetimhanelerin kabul etmediği çocuklardan daha yetimi var mı? Paranız yoksa, bilirsiniz ki parasızsınız; para ararsınız, bulamazsınız ya da bulursunuz, ona göre davranırsınız. Peki ya çok paranız olduğunu bilirken, birden, son anda paralarınızın hepsinin sahte olduğunu fark ederseniz, ne yaparsınız? Varmış gibi duran, ama aslında  yok olan bir anne-baba daha çok yetim ve öksüz etmez mi çocuklarını? Sokak çocuğu olduğu fark edilmiyorsa çocuklarımızın, kim tutar ellerinden? Saçlarını okşamamız eksik kalıyorsa, bakışımız gözlerinden uzakta duruyorsa, ellerinin sıcağı avuçlarımıza dokunmuyorsa, çocuğumuzu kelimenin tam anlamıyla sokakta bırakmış olmuyor muyuz? Köprü altına terk edilmiş gibi sevincini paylaşmamızdan uzağa mı koyduk çocuğumuzu? Evden kaçmış bir çocuğu düşünün. Nasıl da pencere önüne sessizce sokulur da, evinin sıcağını özler; anne-babasından sıcak bir çağrı bekler... Vardığı her kapıda, için için beslediği ama kendine bile itiraf etmekten çekindiği yuva özlemi içinde nasıl kaynayıp durur?

Mehmet ABDULLAHOĞLU


AKADEMİK FİZİK TV YAYINDA İZLEMEK İÇİN RESME TIKLAYIN!


Fizikçilerin Video Sitesi Sizlerle!

23 Mart 2013 Cumartesi

NANO TEKNOLOJİ



1974 yılında Tokyo Üniversitesinde Norio Taniguchi tarafından ortaya atılan nanoteknoloji mevcut teknolojilerin daha ileri düzeyde duyarlılık ve küçültülmesine dayalı olarak hızla ortaya çıkan teknolojilerdir. Gelecekte bu teknoloji muhtemelen Moleküler Nanoteknolojisi (MNT) adıyla nano büyüklüğündeki boyutlarıyla yapı makineleri ve mekanizmalarını da içerecektir.Nanoteknoloji ölç
ü olarak nanometre adı verilen(kısa şekli nm) bir ölçme birimini kullanılır. Her bir ölçüde 1 milyar nm vardır. Her bir nm sadece üç ile 5 atom genişliğindedir yani ortalama bir insan saç kalınlığından yaklaşık 40,000 kez daha küçüktür.

Natoteknolojinin bir yönü de süper küçük bilgisayarlar (bakteri büyüklüğünde) ya da milyarlarca dizüstü bilgisayar gücünde küp şeker büyüklügünde süper bilgisayarlar yada günümüzün bilgisayarlarindan trilyonlarca daha güçlü belirli bir büyüklükte masaüstü modelleri gibi nano boyutunda yapılabilmesidir.

Nanoteknolojinin yüksek potansiyeli Kuantum fiziğinin kanunları sayesinde açığa çıkmakdatır. Bu aşamada ve nano ölçülerde kuantum fizik yasaları devreye girer ve optik, elektronik, manyetik depolama, hesaplama, katalist ve diger alanlarda yeni uygulamalara olanak sağlar.
Nanoteknolojisi genellikle genel-amaçlı teknoloji olarak adlandırılır. Çünkü gerçeklestirildiği zaman nanoteknoloji neredeyse bütün sektörlerde ve toplumun her alanında önemli bir yeri olacaktır. Daha iyi yapılmış, daha uzun süre dayanan, daha temiz, güvenli ve akıllı ürünleri evde, iletişimde, tıpta, ulaşımda, tarım ve endüstrinin her alanında kullanabileceğiz.


Nanoteknolojinin Kullanım alanları

Endüstriyel Alanda:Mikrosensörlerin, mikromakinaların, optoelektronik elemanların imalatı ve uygun şekilde bir araya getirilmesi.)

Medikal Alanda: Mikro cerrahide (göz, beyin vb.), Diagnostik kitlerde, Bilimsel Araştırmalarda, Yüzey karakterizasyonu ve modifikasyonu, Mikroorganizmaların taşınması, DNA modifikasyonu vb.

Nanomanipulator

Nanomanipulator: Bir insana molekülleri görme dokunma ve dğiştirme imkanı tanıyan sanal gerçeklik arabirimidir. Virus, DNA iplikleri ve nanotüpleri modifiye etmek amacıyla kullanılabilmektedır. NM datayı almak için AFM kullanmaktadır. Sanal gerçeklik eldivenleri ve gözlükleriyle kullanıcın örneğin yüzeyini görmesini ve hissetmesini sağlamaktadır. Böylelikle kullanıcı eliyle mikroskopik objeleri tutabilir, itebilir, hareket ettirebilir ve ve sonuçta çıkan kuvveti, etkileşimi hissedebilir.Böyle bir teknolojiyle gen transferi, enzim değişimi , jeller ve yüzeyler üzerinde lokal değişiklikler yapabilmek mümkün olmaktadır.

Nano Teknolojinin Yararları Nelerdir?
Nano teknoloji tasarruf demektir.
Nano teknoloji ile daha az maliyetle, daha çok üretim sağlarsınız.
Nano teknoloji, Enerji kaynaklarından elde edeceğiniz tasarruf ile enerji maliyetlerini düşürürsünüz.
Nano teknoloji ile üretim süreçlerini kısaltarak zaman ve maliyet kaybını önler, rekabet gücünüzü artırırsınız.
Nano teknoloji ile Teknolojik yarışta geri kalmaz, öne geçersiniz.
Nano teknoloji yaşam kalitenizin yükselmesini sağlar. 
Nano teknoloji ile ürün kalitenizi yükseltirsiniz.
Nano teknoloji ile üretiminizle, insanların yaşam standartlarını ve kalitesini yükseltir, daha sağlıklı ve daha güvenli bir yaşam sunarsınız.
Nano teknoloji ile Ulusal gelir düzeyinin yükselmesinde önemli bir rol üstlenirsiniz.
4. Sanayi Devrimi’ni ülkemizde ilk uygulayan kuruluşlardan biri olarak, yenilikçi, devrimci ve atılımcı üretime dair örnek oluşturursunuz.


Türkiye'de Nanoteknolojinin Durumu

İlerlemiş ülkelerde 1990’lı yıllarında başlayan nanoteknoloji akımına Türkiye uzunca birsüre seyirci kalmıştır. Bir çok kimse nanoteknolojinin bir fantazi olduğunu, bazı projelere kaynak temini maksadı ile kullanıldığını ileri sürmüştü. Yıllar ilerleyip, ileri teknoloji ülkelerinin konuya yaptıkları yatırımlar katlanıp, uzun dönem planları ortaya çıkınca nanoteknolojinin yaklaşmakta olan yeni bir teknoloji devrimi olduğu anlaşıldı. Ülkemizde nanoteknolojinin önemi UNAM projesi ile çeşitli kesimlere duyurulmuş, konu gündeme girmiştir. TÜBİTAKtarafından hazırlanan 2023 vizyon programında nanoteknoloji yer almış ve yol haritası yapılmıştır. Nanoteknoloji Türkiye’de büyük holdinglerin orta ve uzun dönem planlarında yeralmaya başladı. Sayıları az da olsa bazı özel sektör kuruluşları nanoteknolojiyi ürünlerini geliştirmek amacı ile kullanmaya başladılar.

Bazı kuruluşlarda maalesef nanoteknoloji adını ürünlerinin reklamı için kullanmaktalar. Tekno parklarda nanoteknoloji araştırmalarında kullanılmak üzere cihaz yapan kuruluşlar yeralmaktadır. Diğer taraftan İtalya, Tayvan gibi ülkelerden şirketler nanoteknolojı ürünlerine yeni pazarlar aramak için Türkiye’ye çıkarma yapmaya başladılar. Yurt dışından nanoteknoloji ürünlerini ithal edip bu ürünlerin ticaretini yapmak daha çok tercih edilirken, Türkiye’nin nanoteknolojide bazı alanlara yoğunlaşıp üretici kimliğine geçmesi gerekmektedir. Türkiye’nin bu konuda ciddi bir şansı olduğuna inanıyoruz. Günümüzde her alanda teknoloji hızla ilerlemektedir. Bu nedenle sanayimizi yurt dışından teknoloji transferi yaparak yaşatmak zamanı geçmiştir. Sanayimizde teknolojilerin ciddi ARGE işlevleri ile desteklemesi ve teknolojiyi kendimizin geliştirmesi zorunlu hale gelmiştir.

Nanoteknolojide hızla yol alabilmek, nanoteknoloji araştırma sonuçlarının hızla dış pazarlara taşınması ve ülke ekonomisine katkı yapar duruma gelebilmesi için Türkiye’nin nanoteknoloji AR-GE politikalarını bir an önce netleştirip, gereken kaynakları seferber etmesi gerekmektedir. Nanoteknolojide birkaç araştırmacısı olan üniversitelerimiz bile çok büyük yatırımları gerektiren Nanoteknoloji Merkezlerine sahip olabilmek amacı ile büyük gayret içine girmeleri acilen ulusal nanoteknoloji plan ve programlarının yapılması gerektiğini göstermektedir. Oysa ABD gibi zengin bir ülkede Cornell Üniversitesinde kurulan nanoteknoloji araştırma merkezi (CNC) ABD’nin her köşesinden çok sayıda araştırmacıya etkin bir hizmet sunmaktadır.


3 Mart 2013 Pazar

BU BİTKİ TAM 40 YILDIR HİÇ HAVA VE SU ALMADAN YAŞIYOR!

“tradescantia” adlı bu bitki



David Latimer adlı bahçıvan, 1960’ta bir cam kap içine bir bitki ekmiş ve 1972 yılında da şişenin ağzını sıkıca tapa ile kapatarak hava ve suyla temasını kesti. 

O günden bu yana “tradescantia” adlı bu bitki bırakın ölmeyi, büyüyerek sapa sağlam bir şekilde yaşamaya devam etti.

Bitkinin gösterdiği örnek fotosentez mucizesinin örneğidir. Çünkü şişenin içinde bitkinin beslenip büyüyebileceği bir ekosistem ortamı oluştu. Bitki fotosentez yolu ile ürettiği oksijen ve köklerinden ve ölen yapraklarından oluşan gübreyle besleniyor. Tek ihtiyacı olan şey de güneş ışığıdır.

Bilim adamları da bu durumun, hava ve sudan mahrum bazı canlıların fotosentez yoluyla doğal yaşamda nasıl ayakta kaldıklarının dikkat çekici bir örneği olduğu konusunda hemfikir

www.akademikfizik.net




Uğur KORKMAZ [Fizik]