Thomas-Maltus Hipotezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Thomas-Maltus Hipotezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2011 Cuma

Biyolojinin Alt Bilim Dalları

BİLİMSEL ÇALIŞMA VE BİYOLOJİNİN ALT BİLİM DALLARI

Bilim , tarafsız yapılan gözlem ve deneyler sonucu elde edilen bilgidir.
  Bilim , gercekleri bulma yolunda yapılan gözlem, dusunme ve arastirma yöntemidir.
  Bilim ,özünde bir arayıştır; gerçeği bulmaya , olgusal dünyayı açıklamaya yönelik bilişsel bir arayış!
   Bilimsel gelişme karmaşık bir süreçtir : ne salt bireysel atılımlara ya da kendi iç dinamizmine , ne de salt sosyal ya da ekonomik koşulların etkisine indirgenebilir.Bilimsel gelişmeyi tek boyutlu açıklayamayız. Tüm kültürel etkinlikler gibi bilim de üstün yetenekli kişilerin gerçeğe yönelik arayışlarına elveren bir ortamın ürünüdür
     Bilim ile uğraşan kişilere bilim adamı denir.Bilim adamında olması gereken başlıca   özellikler şunlardır :
* Amacı insanlığa faydalı olmaktır.
* Akılcı , gerçekçi ve yeniliğe açık olmalıdır.
*  Objektif olmalıdır.
*  Meraklı,  Sabırlı, Azimli ve Hırslı olmalıdır.
*  Şüpheci olmalıdır.
*  Diğer bilim adamları ve diğer bilim dalları ile ilişki içinde olmalıdır.
*  Bilgilerini paylaşmalıdır.
    Bilim adamı çalışmalarını belli bir yönteme bağlı kalarak yapmaktadır, bu yönteme bilimsel çalışma yöntemi denir.
          Bilimsel Çalışma Yönteminin Basamakları:
1- Problemin Belirlenmesi
     Öncelikle problemin iyi anlaşılması gerekiyor. "Problemi anlamak, problemi yarı-yarıya çözmek demektir."
2- Gözlem
     Nitel ve Nicel olmak üzere iki çeşit gözlem vardır.
Nitel Gözlem : Beş duyumuzu kullanarak yaptığımız gözlemlerdir.Örneğin "çaydanlıktaki su sıcaktır".Buradaki gözlem  nitel bir gözlemdir.Bunu, suya dokunarak veya sudan çıkan buharı gözlemleyerek karar veririz.
Nicel Gözlem : Ölçü aletleri kullanılarak yapılan gözlemlerdir. Örneğin "çaydanlıktaki su  80ºC dir".Buradaki gözlem nicel bir gözlemdir.Burada termometre aleti kullanılarak bir gözlem yapılmıştır.
     Yukarıdaki örneklerden de  anlaşıldığı gibi nitel gözlemler kişiler arasında farklılık gösterebilirken , nicel gözlemler daha objektifdir. Bu yüzden bilimsel bir çalışma sırasında nicel gözlemlere daha fazla ağırlık verilir.
3- Verilerin Toplanması
    Veriler problem ile ilgili gerçekleri içerir. Gözlemler sonucu elde edilen veriler toplanıp, düzenlenir.
4- Hipotezin Kurulması
     Hipotez , probleme geçici bir çözümdür.Bu çözüm yapılan gözlemler ve toplanan veriler ışığında kurulmuştur.İyi bir hipotez;
- probleme iyi bir çözüm önermeli,
- deney ve gözlemlere açık olmalı,
- toplanan tüm verilere uygun olmalıdır.
5- Tahminlerde Bulunma
     Kurulan hipotezler doğrultusunda mantıklı sonuçların  çıkartılmasıdır ve bu sonuçlar ile hipotezler test edilir.Tahminler, "Eğer.................... ise ................. dır" şeklindeki cümlelerle ifade edilir.Tahminler genellikle "Tümdengelim" ve "Tümevarım" yöntemleri ile gerçekleştirilir.
Tümdengelim yönteminde bir ön bilgi kullanılarak genelleme yapılır. Örnek : Eğer bütün canlılar hücrelerden meydana gelmiş ise ,insanda hücrelerden meydana gelmiştir.
Tümevarım yönteminde ise özel gözlemler yapılarak bir sonuca varılır.Örnek : Eğer insanlar, hayvanlar, bitkiler hücrelerden meydana gelmiş ise bütün canlıların yapı birimi hücredir.
6- Kontrollü Deney
     Yapılan tahminlerin geçerli olup olmadığı kontrollü deneyler sonucu tespit edilir.Kontrollü deneylerde iki deney grubu vardır: Birine kontrol grubu , diğerine ise deney grubu denir.Her iki grupta da aynı deney aynı şartlar altında yapılır iken sadece araştırılan faktör gruplar arasında farklı tutulur.
     Deney sonuçları tahminleri doğrular ise hipotez geçerlilik kazanır.Aksi durumda ise eldeki verilerle yeni hipotezler kurularak bilimsel çalışmaya devam edilir.
7- Gerçek
     Deneyler ile kanıtlanmış bilimsel doğrulardır.
8- Teori
     Tekrarlanan deneylerle doğruluğu tam olarak değil, ama  büyük ölçüde kabul edilmiş hipotezlerdir.Teorilerin çürütülme ihtimalleri vardır.
9- Kanun
     Bir teori veya hipotez , doğruluğu bütün bilimlerce kabul edilmiş ise kanun halini alır.Örnek : Yerçekimi kanunu, Mendel Kanunları
ÖRNEK BİR BİLİMSEL ÇALIŞMA YÖNTEMİ
 Problem : Orta Anadolu Bölgesinde yetişen bitkilerdeki çinko eksikliğinin nedeni nedir?
 Gözlem ve Verilerin toplanması : 
     - Bu bölgedeki topraklarda toplam çinko miktarının zengin olduğu gözlemlenmiştir
     - Bu bölgedeki toprakların kireç içeriği fazla ve pH değeri yüksek.
     - Bu bölgedeki topraklar kil minerali bakımından zengin.
     - Bu bölgedeki topraklar organik maddeler bakımından fakir.
     - Bu bölgedeki toprakların nem oranı az.
     - Bu bölgedeki topraklara her yıl yüksek dozlarda fosfor ve fosfor içerikli gübreler verilmektedir.
     - Bu bölgedeki topraklarda yetişen bitkiler kısa boylu kalmaktadır.
Hipotez : 
     1- Bitkideki çinko eksikliğinin sebebi, topraktaki fazla kireç ve yüksek pH dır.
     2- Bitkideki çinko eksikliğinin sebebi, topraktaki kil miktarının fazla olmasıdır.
     3- Bitkideki çinko eksikliğinin sebebi, topraktaki organik maddenin az olmasıdır.
     4- Bitkideki çinko eksikliğinin sebebi, yağışların az olmasıdır.
     5- Bitkideki çinko eksikliğinin sebebi, topraktaki fazla fosfordur.
Tahmin : 
     1- Eğer 1. hipotezim doğru ise , fazla kireç ve yüksek pH 'lı topraklarda yetişen bitkilerde çinko eksikliği görülmelidir.
     2- Eğer 2. hipotezim doğru ise , kil miktarının fazla olduğu topraklarda yetişen bitkilerde çinko eksikliği görülmelidir.
     3- Eğer 3. hipotezim doğru ise , organik maddenin az olduğu topraklarda yetişen bitkilerde çinko eksikliği görülmelidir.
     4- Eğer 4. hipotezim doğru ise , kurak bölgelerde yaşayan bitkilerde çinko eksikliği görülmelidir.
     5- Eğer 5. hipotezim doğru ise , fosfor içerikli gübrelerin verildiği topraklarda yetişen bitkilerde çinko eksikliği görülmelidir.
Kontrollü Deney : 
Aynı tür buğday bitkileri ile çalışmalar yapılır.Her tahmin için bir deney grubu bir de kontrol grubu oluşturulur.
    1- Yapılan çalışmalarda toprak pH'sının 6'dan 7'ye yükseltilmesiyle bitkilerin topraktan çinko alımının 100-150 kez bir azalma gösterdiği bulunmuştur.
     2- Kilin , toprağın çinkoyu kuvvetlice bağlayarak tutmasını sağladığı bulunmuştur.
    3- Organik maddelerin , toprakta çinkonun kolaylıkla hareket etmesine ve çözünür formda kalmasını sağladığı ortaya çıkmıştır.
    4- Toprak neminin , çinkonun bitki köklerine taşınmasında ve dolayısı ile köklerce alımında belirleyici bir rol oynadığı saptanmıştır.
    5- Yüksek dozlarda uygulanan fosfor , bitkilerin köklenme etkinliğini azaltarak bitkinin toprakla yeterince bağlantı kurmasını ve dolayısı ile bitkinin toprağın çinkosundan yararlanmasının sınırlandığı ortaya çıkmıştır.Ayrıca, yüksek dozdaki fosfor , bitki köklerinde ortak yaşayan ve bitkilerin topraktan çinko alımında büyük rol oynayan mikoriza mantarının etkinliğinin azalmasına neden olduğu saptanmıştır.
Gerçek :
      Bitkilerdeki çinko eksikliğinin , topraktaki çinko miktarıyla direkt bağlantılı olmadığı, toprağın sahip olduğu birtakım fiziksel ve kimyasal özelliklerden kaynaklandığı bulunmuştur.Bu özelliklerden başlıcaları : Toprağın pH'sı, topraktaki kil, organik madde ve fosfor miktarı ve toprağın nemi.
Biyolojinin Konusu ve Bölümleri
 Biyoloji; kelime anlamı canlı bilimidir (bio= canlı, loji= bilim), yani kısaca canlıları inceleyen bir bilim dalıdır.Canlıların yapılarını, özelliklerini, davranışlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini, çevreleri ile olan ilişkilerini, çeşitliliğini ve yapılarında gerçekleşen temel yaşamsal olayları inceler.Canlıları anlamak şüphesiz ki yaşamı kolaylaştırır ve zevkli hale getirir.
    Canlıların çeşitliliği ve sahip oldukları birçok özelliği düşünülürse , canlıları tek biyoloji başlığı altında incelemek bir hayli zor, hatta imkansızdır.Bu yüzden biyoloji bilimi kendi içersinde bir çok alt bilim dallarına ayrılmıştır. Bunlardan " Zooloji ve Botanik" Biyolojinin ana dallarını oluşturur:
Zooloji : Hayvanları inceleyen bilim dalıdır.
Botanik : Bitkileri inceleyen bilim dalıdır.
Sitoloji : Hücre bilimidir.Hücrelerin yapısını ve metabolizmasını inceler.
Histoloji : Doku bilmidir.Dokuların yapısını , görevlerini inceler.
Fizyoloji : Doku , organ ve sistemlerin çalışmasını ve görevlerini inceler.Histoloji ile Anatomi bilimlerinin bir bileşkesi denilebilir. 
Anatomi : İç organların yapsını, görevlerini ve birbirleri ile olan ilişkilerini inceler.
Morfoloji : Canlıların dış yapılarını inceler.
Embriyoloji : Canlıları zigottan yeni bir fert oluncaya kadar geçirdiği evreleri inceler.
Genetik : Canlıların kalıtsal özelliklerini ata canlıdan oğul döllere nasıl aktarıldığını inceler.Ayrıca genlerin çalışma mekanizmasını inceler.
Taksonomi : Canlıların sınıflandırılmalarını inceler.
Biyokimya : Canlıların kimyasal yapısını inceler.
Moleküler Biyoloji : Canlıların yapısını moleküler seviyede inceler.Ör: protein sentezi.
Mikrobiyoloji : Mikroorganizmaları inceler.
Mikoloji : Mantarları inceler.
Patoloji : Hastalıklı doku ve organları inceler.
Ekoloji : Canlıların birbirleri ile ve çevreleri ile olan ilişkilerini inceler.
Palentoloji : Fosil bilmi.
Entomoloji : Böcek bilmi.
İhtiyoloji : Balık bilmi.
Ornitoloji : Kuş bilmi.
Bakteriyoloji : Bakteri bilmi.,
Viroloji : Virüs bilmi.
Parazitoloji : Parazit bilmi.
Biyoteknoloji : Biyolojik sistemlere ve organizmalara uygulanan , kendilerinden yararlanılması  ve istenilen biçimlere ve ürünlere dönüştürülebilmeleri amacıyla kullanılan bilimsel teknikler ve endüstriyel yöntemlerdir.

20 Ocak 2011 Perşembe

Yaşama Birlikleri

BİYOSFERDEKİ YAŞAMA BİRLİKLERİ
Dünyada bütün canlıların içinde yaşadığı tabakaya biyosfer denir. Biyosferin kalınlığı 16-20 km olup bunun 8-10 km’si atmosfere doğru, 8-10 km’si de deniz ve okyanusların dibine doğru uzanır.

Habitat : Biyosferde bir organizmanın doğal olarak yaşadığı ve üreyebildiği yerdir.

Fauna: Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tamamına denir.

Flora: Belli bir bölgede yaşayan bitkilerin tamamına denir.

Süksesyon: Zamanla bir baskın türün yerini başka bir baskın tür almasına denir.

Ekolojik Niş: Canlının yaptığı işe denir.

Ekoton: İki komünite arasındaki geçiş bölgesidir.Ekoton tür çeşitliliği bakımından zengindir.

Biyosferde karasal ve sucul yaşama birlikleri olmak üzere iki tip yaşama birliği vardır.

Not:Yaşama birlikteliklerinde büyük vücutlu oraganizmaların az,küçük vücutlu organizmaların çok sayıda olduğu görülür.Çünkü;küçük hayvanlar daha hızlı ürer.

Karasal yaşama birliği: Ormanlar, çayırlar, stepler, tundralar, çöller ve mağaralar da bulunan organizmalar kara yaşma birliğini oluşturur.
Sucul yaşama birliği: Deniz, göl, havuz, ırmak, bataklık ve pınarlarda yaşayan organizmalar ise su yaşama birliğini oluşturur.

Not:Aynı besin ile beslenen iki türün aynı ortamda kalması durumunda türlerden biri elenir;Bunun nedeni 1.besin için rekabet 2.Artık ürünlerden farklı şekilde etkilenmedir

A.Papolasyon

Populasyon büyüklüğü –Populasyonun taşıma kapasitesi:

Bir populasyonun yaşadığı çevrede ulaşabileceği en yüksek birey sayısıdır. Belli bir zamanda bir populasyonu oluşturan bireylerin sayısına populasyon büyüklüğü denir.Doğadaki canlılar geometrik dizi (2,4,8,16….) halinde artma eğilimindedir.Populasyonun büyümesi ‘J’ şeklinde gelişme eğrisi gösterir.

Canlıların yaşamasını sağlayan ve onları sürekli olarak etkisi altında bulunduran canlı ve cansız çevre etmenleri, bazı koşullarda populasyonun gelişip büyümesini olumsuz yönde etkiler.Bu olumsuz etkilere çevresel direnç denir.Örneğin;Ekolojik rekabet,mekan darlığı,beslenme vb.
Çevresel direnç artıkça populasyon’S’ şeklinde çan eğrisi gösterir.

Populasyon büyüklüğü = (Doğumlar+İçeri göç)-(Ölüm+Dışarı göç)
Populasyonun büyümesini etkileyen etmenler:
Populasyon büyüyebilir veya küçülebilir.populasyonun büyümesi bireylerin üremesi ve içeri göçlerle; Küçülmesi ise dışarı göçlerle ve ölüm ile olur.
Bazı populasyonlar av-avcı ilişkisine bağlı olarak populasyon bireylerinin azalıp çoğaldığı devirsel bir durum gösterir.

1.Thomas-Maltus Hipotezi: Populasyonların büyümesi besin,hastalk ve savaş gibi dış kuvvetler tarafından kontrol edilir.Populasyonun dengelenmesi ölüm ile olur.

2.Wynne-Edward Hipotezi: Populasyonun büyümesi sosyal ve iç güdüsel davranışlar gibi iç kuvvetlerin etkisi ile düzenlenir.Populasyonun dengelenmesi doğum oranında azalma ile olur.

Not:Ekosistemde populasyon geometrik dizi (2,4,8,16…) şeklinde olurken,besin miktarındaki artış aritmetik dizi (2,4,6,8…) şeklinde olur.

B.Komünite

Sınırlı bir alanda karşılıklı ilişkiler içinde yaşayan çeşitli bitki ve hayvan türlerinin oluşturduğu topluluğa komünite denir.Komünite birden fazla türü kapsar.Bu türlerden bazıları baskındır.Komünite içinde sayı ve faaliyetleri bakımından daha fazla göze çarpan türlere baskın(Klimaks) tür denir.
Genel olarak bitkiler kara komünitelerinde besin sağlamaları ve bir çok türe barınak oluşturmalarından dolayı baskındır.
Ormanla kaplı bir yamacın eteğinden zirvesine kadar her katta farklı iklim göze çarpar.Buna mikroklima denir.
Karasal bölge ile göl suyu arasındaki bataklık bölgeye ekoton denir.

C.Ekosistem

Doğada belirli bir alanda yaşayan canlılar ve canlıların etkileşim içinde bulundukları canlı ve cansız öğelerinin tümüne ekosistem denir.

Su kirliliği: Kirli sularda çözünmüş oksijen hızla tükenir ve hidrojen sülfür gazını oluşturur.Böylece bu sularda yaşayan canlılar yaşamlarını sürdüremez.
Ayrıca kimyasal gübreler de su kirliliğine neden olur.Sulara bol miktarda azot ve fosfor bileşikleri geçebilir.Bu durumda bitki ve bazı alg türlerinin üremesi hızlanır.Kirlenmeden dolayı ortamda aşırı bitki üremesine ötrofikasyon denir