astronomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
astronomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2013 Cuma

TERSANE-İ ÂMİRE & DONANMA-YI HÜMÂYÛN

DÜNYANIN EN BÜYÜK TERSANESİ: "TERSANE-İ ÂMİRE"

DÜNYANIN EN BÜYÜK DONANMASI: "DONANMA-YI HÜMÂYÛN"

Osmanlı Devleti'nin birçok liman şehrinde tersanesi vardı. Ama en büyüğü olan ve şöhreti dünyayı kaplayan Haliç üzerindeki İstanbul Tersanesi'ydi. Bu tersanenin dünyada eşi yoktu. Hiç bir tersane burası kadar gemi kızaklayamaz, işçi çalıştıramazdı. Akla gelebilecek her türlü sanat erbabı mevcuttu. İşçilerin çoğu Hıristiyan esirlerdi. Ama bedava değil, ücretle çalıştırılırlardı. Ücretlerini biriktirenler değerlerini öderler, hür olur, memleketlerine dönerlerdi. Ustaların ve mühendislerin hepsi Türk'tü. Tersanede çalışanların sayısı yaklaşık 20.000'di.

İstenildiği an, bir yıl içinde, Venedik Donanması'nın bir eşini inşa etmek ve donatmak mümkündü. Denizci bir ülke olan Venedik bile, Osmanlı Devleti ile barış halinde olduğu zamanlarda bu tersaneye kadırga ısmarlardı. Barbaros'un vekili Hasan Reis'in 24 Ekim 1541'de Cezayir'i almak için gelen haçlı kuvvetlerini bozguna uğrattıktan sonra padişaha sunulmak üzere gönderdiği hediyeleri getiren leventlerin bir kısmı İstanbul’a ilk kez gelmişlerdi.

Çoğu Anadolu’nun küçük köylerinden Cezayir’e gittiklerinden İstanbul’u büyük bir şaşkınlık, heyecan ve hayranlıkla gezmişlerdi. Tersane-i Hümayun’da yaklaşık

20.000 kişinin 100'e yakın gemiyi inşa etmek için hep birlikte karınca gibi çalıştıklarını görünce, hayretlerinden dilleri tutuldu ve bu derece kudretli bir devletin tebaası oldukları için Allah’a şükrettiler.

Osmanlı Denizciliği, özellikle 16. yüzyılda zirveye ulaşan bu göz kamaştırıcı başarısını; üst düzeydeki denizcilik bilgisine, gemi yapımındaki üstün tekniğine, günümüzde bile hayranlık uyandıran lojistik destek sistemi ve üs zincirine, sahip olduğu mükemmel düzeydeki deniz haritalarına ve en önemlisi tüm bu konuları değerlendirip uygulayabilecek, inançlı ve üstün nitelikte denizciler yetiştirmesine borçludur.

Osmanlılar, kadırgaları, barçaları, pergendeleri, baştardeleri ile mavi enginliklerde dolaşan usta denizcileri, ünlü haritacıları, gök bilimcileri ve savaş kahramanları ile tarih yazmış ve dünya denizcilik tarihine damgalarını vurmuşlardır.


DÜNYANIN EN BÜYÜK TERSANESİ

 DÜNYANIN EN BÜYÜK DONANMASI

 DÜNYANIN EN BÜYÜK TERSANESİ



15 Mayıs 2013 Çarşamba

Güneşte X1 şiddetindeki yeni patlama!

Son 48 saatteki dördüncü büyük patlama olarak kayıtlara geçti. Birkaç gün içinde dünyaya dönük olarak gerçekleşmesi beklenen patlamanın olasılığı %40-50 olarak tahmin ediliyor.
http://www.uzaybilim.net/2013/05/guneste-dunyay-etkileyebilecek-buyuk.html

12 Mayıs 2013 Pazar

EINSTEİN BİR KEZ DAHA HAKLI ÇIKTI


Bugüne kadarki en yoğun kitleli nötron yıldızını bulan uluslararası bir araştırma ekibi Albert Einstein’ın görelilik kuramı test etti.
Sonuç: Einstein haklı. Nötron yıldızları, patlamış olan dev yıldızların sönmüş kalıntılarıdır. Kendi kütle çekimlerinin etkisiyle içlerine çöküyorlar. Bunların birçoğunda radyo dalga alanında düzenli kozmik bir fener gibi parlayan atımlı sinyaller saptanabiliyor. Bu tür nötron yıldızlarına astronomlar “titreşen yıldız” (pulsar) diyor.

Son incelenen PSR J0348+0432 katalog numaralı pulsarın çapı 20 kilometre fakat buna karşın tam bir “ağır sıklet” diyor Max-Planck Radyo Astronomi Enstitüsü’nden John Antoniadis: “Güneşimizin iki misli ağırlığına sahip olan bu yıldız, en yoğun kütleli nötron yıldızıdır.” PSR J034810432’nin bir kesme şeker kadarki hacminde bir milyar tonu aşkın madde bulunuyor. Nötron yıldızına bir Beyaz Cüce eşlik ediyor.

http://akademikfizik.blogspot.com/2013/05/einstein-bir-kez-daha-hakli-cikti.html
Beyaz Cüceler atmosferlerini uzaya savurmuş olan sönmüş güneşlerdir. Bu iki yıldız birbirlerinin etrafında yaklaşık olarak 800.000 km mesafede dönüyorlar ki bu Dünya ve Ay’ın arasındaki mesafenin iki katı. Yakın mesafe nedeniyle bir dönüş sadece iki buçuk saat sürüyor. Görelilik kuramına göre bu tür bir sistem kütle çekim dalgaları yayar ve bu nedenle enerji kaybeder. Bu durum ise dönme süresindeki değişimle anlaşılır.

Sistem düzenli olarak radyoteleskoplar ve optik enstrümanlarla gözlemlenerek, dönme süresinde gerçekten de her yıl için saniyenin sekiz milyonda biri kadar bir değişim ölçüldü. “Bu tam tamamına Einstein’ın teorisiyle tahmin edilendir” diyor Paulo Freire. Görelilik kuramı şimdiye dek bu kadar kesin bir şekilde test edilmemişti. Tahminleri, ölçümlerle uyuşmayan alternatif teorileri artık dikkate almamız gerekmiyor, diyor bilimciler.

http://akademikfizik.blogspot.com/2013/05/einstein-bir-kez-daha-hakli-cikti.html

2 Mayıs 2013 Perşembe

Edwin HUBBLE

Amerikalı fizikçi Edwin Hubble (1889-1953), 20.yy.ın en önemli astronomik keşiflerini yapmıştır. Gökyüzündeki bazı nebulaların, Samanyolu'nun ötesinde bulunan galaksiler olduğunu fark eden ilk astronom dur. Hubble, bazı galaksilerin hızlarını ve uzaklıklarını ölçtü. En uzak galaksinin, aynı zamanda en hızlı hareket eden galaksi olduğunu keşfetti. Böylece evrenin genişlediğini göstermiş oldu. Hubble, aynı zamanda galaksileri şekillerine göre gruplandıran bir sistem icat etti. Astronomlar hala bu sistemi kullanmaktadır. 1990'da uzaya gönderilen Hubble Uzay Teleskobu'na isminden de anlaşılacağı gibi onun adı verilmiştir.

Bir Yıl, Bir Görüntü

Güneş
16 Nisan 2012 tarihinden 15 Nisan 2013 tarihine kadar çekilen 25 ayrı görüntü birleştirilerek oluşturulan resim.

Marsın Panoramik Görüntüsü

Marsın Panoramik Görüntüsü Resmi Büyütmek için üzerine tıklayın
Curiosity'nin portre fotoğrafı ve Mars'ta araştırma yaptığı Gale Krateri'nin panoramik görüntüsü. Bildiğiniz gibi Curiosity, tüm gövdesini ve tüm parçalarını gösterecek şekilde kendi fotoğrafını çekebiliyor. Geniş alan kameraları ile bulunduğu çevrenin de yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını alıyor. Andrew Bodrov'un yardımıyla hazırlanan bu fotoğraf, bir çok fotoğrafın birleştirilmesiyle elde edilmiştir.

Fotoğrafta aracın hemen önünde yüzeyde görülen delikler de Curiosity'nin en son deneyleri için yüzeyde açtığı deliklerdir. Aracın hemen sol üstünde görünen ise Güneş'tir. Dikkat ederseniz Mars atmosferi, Yer atmosferinden farklı bir renkte görülmektedir. Bunun nedeni, atmosferin %90 civarında karbondioksitten oluşmasıdır. Bu nedenle de Güneş, Yer yüzünden görüldüğü gibi parlak ve sarı-turuncu değil daha grimsi-mavimsi görünmektedir.

10 Nisan 2013 Çarşamba

BÜYÜK PATLAMA SES VERDİ!

BÜYÜK PATLAMA SES VERDİ!
Bilim insanları, Evren'in ortaya çıkmasını sağlayan Büyük Patlama'nın 'ses kaydını' elde etmeyi başardı.

13.7 milyar yıl öncesine uzanan kozmik dalgaların izlerini süren bilim insanları, galaksileri ve oluşturan patlamanın çıkardığı sesin neye benzeyebileceğine dair ilk bilimsel tahmini ortaya koydu.

Evren’in doğumuna işaret eden kozmolojik teoriyi temsil eden Büyük Patlama’nın izlerini takip eden araştırmacılar, Uzay’ın genişleyerek büyüme sürecini başlatan kozmik olayın sesini ortaya çıkardı.



Araştırmacılar, Büyük Patlama’nın sesini oluşturabilmek için, Uzay’ın her yerine dağılan, kozmik mikrodalga geçmişi (CMB) olarak bilinen radyasyonu analiz etti. Dalgaboyları arasındaki farklılıklardan, Büyük Patlama’ya kadar uzanan saniyelere ulaşılamasa da, Evren’in erken dönemlerindeki yapısına ve düzenine ait bilgiler elde edilmeye çalışıldı. 

ABD ’nin Washington Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan John G. Cramer, Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) CMB ölçümleri yapan Planck projesinden oldukça detaylı veriler kullanarak, Evren’nin ilk 760 bin yılına ait ses simülasyonunu oluşturdu. Cramer, CMB verilerini Mathematica yazılımını kullanarak işledi. 


SES UZAY’I ‘AŞACAK’ 

The Atlantic sitesinin haberine göre Cramer, ‘Evren’in ilk dönemlerinde bir bass enstrümanı gibi çalıştığını ve ses dalgalarını sürekli daha uzaklara yaydığını’ belirtti. Aşırı sıcak halden giderek soğuyan ve genişleyen Evren, ses dalgalarının da giderek azalan frekanslarda yayılmasını sağladı. Bir süre sonra, ses dalgaları insan kulağının duyamayacağı frekansa indirgendi. 

Cramer, elde ettiği simülasyonu duyulabilir kılmak için, simülasyon frekansını 1026 kat artırdı. CMB yayılımlarının giderek arttığı görülen simülasyonda, en güçlü titreşimler Evren’in 379 binin yılında ortaya çıkıyor. 

Bilim insanları, 1 trilyon yıl sonra Uzay’daki ses dalgalarının hiçbir cihaz tarafından tespit edilemeyecek kadar yayılacağını düşünüyor. Öyle ki, CMB, kozmik ufuk çizgisi olarak kabul edilen gözlemlenebilir Uzay’ın dışına çıkacak.


www.akademikfizik.net

Kaynak: Radikal


30 Mart 2013 Cumartesi

Evren sanılandan 80 milyon yıl daha yaşlı

evren
Evrenin oluşmasına yol açan Büyük Patlama anından sonrasına ilişkin yapılan bilimsel araştırma, evrenin sanılandan 80 milyon yıl daha yaşlı olduğunu ortaya çıkardı.

Evrenin yaşının 13,81 milyar yıl olduğunu gösteren bilimsel araştırma, buna karşılık, evren hakkındaki "nasıl başladığı", "neden oluştuğu" ve "nereye gittiğine" ilişkin daha önce düşünülen temel kavramların doğru yönde ilerlediğini ortaya koydu.


Evrenin başlangıcına ait en gelişmiş teori olan Büyük Patlama, atomdan daha küçük boyuttaki evrenin görülebilir kısmının bir anda patladığını, soğuduğunu ve ışık hızından çok daha büyük bir hızda genişlediğini öngörüyordu.

Avrupa Uzay Ajansı'na ait Planck uzay teleskopunun gönderdiği, bugün açıklanan bulgular, evrenin atomaltı boyutundayken patlama sonucu bir saniyeden daha kısa süre içinde şu anki gözlemlenebilir genişlemeye ulaştığını öngören enflasyon adı verilen teoriyi de destekledi.

Bulgular ayrıca, evrenin genişleme hızının daha önce hesaplandığından daha yavaş olduğunu, astronomlarca daha önce hesaplanılandan biraz daha az karanlık enerji ve biraz daha fazla oranda parlak madde içerdiğini gösterdi.

Ancak bilimadamları kainat hakkındaki hesaplamalara ilişkin bu küçük farklılıkların, böylesine muazzam sayılarla ilgilenildiğinde önemli sayılabilecek boyutlarda olmadığını kaydetti.

Araştırmada yer alan NASA yetkilileri de elde edilen bulguların, kainatın ve kainatın karmaşık yapısının kafaları karıştıran geçmişine ilişkin daha derin bir kavrayış getirdiğini belirtti.

(AA / 21 Mart 2013)


www.akademikfizik.net

ALDEBARAN

ALDEBARAN
Aldebaran (α Tau, α Tauri, Alpha Tauri), Boğa takımyıldızı yönünde yaklaşık olarak 65 ışık yılı uzaklıkta bulunan bir kırmızı dev yıldızdır. 0,87 kadir ortalama büyüklüğüyle takımyıldızının en parlak yıldızı olan Aldebaran, gece gökyüzünün de en parlak yıldızlarından birisidir. Aldebaran, Arapça (الدبران) 'takip eden' veya 'izleyen' demektir. Bu konumda 'izlenen' V harfi şeklinde biraraya gelmiş bir yıldız kümesi olan Hyades'dir.
1997 yılında bir altyıldız arkadaşı olduğu iddia edilmiş, fakat sonradan yapılan gözlemler bu iddiayı doğrulamamıştır.

WİKİPEDİA

29 Ekim 2012 Pazartesi

Dünya'nın ilk fotoğrafı

Dünya'nın ilk fotoğrafı

Dünya'nın ilk fotoğrafı Nazi roketiyle çekildi!

 Uzaydaki keşifler, İkinci Dünya Savaşı’nda geliştirilen teknolojilerin katkısı 
olmasaydı belki de bugün olduğu seviyeye ulaşmayacaktı. Savaşın ardından tüm dünya Amerikaile Sovyetler arasındaki yarışa kilitlenmiş olsa da, insanlık tarihinde bir ilki Nazi roketleri başardı. Dünya’nın Uzay’dan çekilen ilk fotoğrafı bunun en büyük örneklerinden biri. Sovyetlerin 1957’de uzaya fırlattıkları Sputnik-1, bugün uzay keşfini  başlatan ilk insan yapımı uzay aracı olarak kabul ediliyor.Ancak Amerikalılar, İkinci Düna  Savaşı’nın sona ermesinden bir 
yıl sonra uzaya bir roket yollamış ve Dünya’nın atmosfer dışından ilk fotoğraflarını çekmişti. Gizmodo sitesinin yayımladığı fotoğrafın arkasındaki başarının pek bilinmiyor olmasının belki de en büyük nedeni, uzaya yollanan roketin Nazi yapımı 
V-2 roketi olmasıydı. V-2, Nazi’ler için savaşın son yıllarında kötü gidişatı değiştirebilecek bir silah olarak geliştirilmiş ve İngiltere’nin üzerine yüzlercesi fırlatılmıştı. ABD, savaş sonrasında Nazi Almanya’sının önde gelen roket mühendisleri de olmak üzere, birçok teknolojiye sahip oldu. V-2, 24 Ekim 1946’da NewMexico eyaletindeki White SandFüze Test Alanı’ndan ateşlendi ve Uzay’dan Dünya’nın ilk fotoğraflarını çekti.V-2 uzaya çıktığında, Sputnik’in atmosferin dışına gönderilmesine11, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) kurulmasına ise henüz 12 yıl vardı. ABD veSovyetlerin henüz uzay keşfini akıllarına pek getirmedikleri günlerde, Alman mühendis Freiherr von Braun, uzaya çıkacak roketleri tasarlamıştı bile.

BİR MÜHENDİSİN FOTOĞRAF MERAKI

ABD, Von Braun’un önderliğinde uzay keşfi alanında büyük atılımlar yaptı. Nazi’ler tarafından inşa Edilen ve fırlatılmaya fırsat  
ele geçirilen V-2’ler, Amerika’ya taşındı. Von Braun ve Amerikalı meslektaşları, V-2’ler üzerinde çalışmaya devam etti. Yeni roketler tasarlandı, ele geçirilen 
V-2’ler deneme amaçlı olarak ateşlendi.Von Braun ile çalışan Amerikalı mühendislerden Clyde Holliday, her 1.5 saniyede bir fotoğraf çeken 35 mm’lik bir kamera geliştirdi. Clyde dışındaki mühendisler ise fotoğraflar ilgilenmiyor amaroketlerin aerodinamik performansına odaklanıyordu. Ancak Holliday Dünya’nın atmosfer dışından görüntülenmesinin ileridebirçok alanda faydalı olacağınainanıyordu. Holliday düşüncesinde son derece haklıydı. Gizmodo’nun yorumuyla, onun bu görüşü sadece Dünya’yı çok daha hızlı ve iyi anlamamıza yardımcı olmakla kalmadı, aynı zamanda ne kadar küçük olduğumuzu da gösterdi. Dünya’nın Uzay’dan çekilen ilk fotoğrafları, ilk olarak 1950 
yılında National Geographic’te yayımlandı.Holliday, dergiye, “Dünya başka gezegenlerden gelecek ziyaretçilere böyle görünecek”yorumunu yaptı. Balistik füzelerin babası kabul edilen V-2, 800 kg etil alkol + suve 5000 kg sıvı oksijeni yakıt olarak kullanıyordu. 14 metrelik devasa  füze, 5700 km hızla 320 km menzile ulaşabiliyordu. 980 kgamonyum nitrattan üretilen 
amatol patlayıcısı ile dolu savaş başlığı taşıyan V–2, Normandiya çıkarması
ile fırlatma tesislerinin boşaltılmasına kadar İngiltere’ye üç binden fazla fırlatıldı.







 HAZIRLAYAN: UĞUR KORKMAZ

19 Ekim 2012 Cuma

Bilim Adamları Hayrete Düştü!

NASA'nın Mars'taki uzay aracı Curiosity'nin lazerle vurduğu ilk kayanın bilimadamlarının düşündüğünden daha sıradışı olduğu bildirildi.

Bilimadamları, Curiosity'nin iki hafta önce robot koluyla dokunduğu ve lazerle ondan fazla kez vuruş yaptığı futbol topu büyüklüğünde, piramit şeklindeki kayayla ilgili inceleme sonuçlarının kendilerini şaşırttığını söylediler.

Söz konusu kayanın, Mars'ın yüzeyinde görülen diğer kayalardan farklı olduğu, daha fazla sodyum ve potasyum içerdiği belirtildi.

Bilimadamı Edward Stolper, yaşı bilinmeyen kayanın, daha çok dünyada Hawaii gibi bölgelerde görülen, ender rastlanan volkanik kayaçlara benzediğini kaydetti.

Bir zamanlar su muhteva eden bu tür kayaçlar yer altında derinde oluşuyor.



Güneş’i Hiç Böyle Görmediniz!!!!!

Güneş’in yüzeyindeki devasa patlamalar özel bir yöntemle kaydedildi.
NASA’nın Güneş Dinamikleri Gözlemevi (SDO) uzay aracı, özel bir filtre kullanarak yıldızın fırtınalı yüzeyinin eşsiz güzellikte görüntülerini elde etti.
ABD’nin Maryland eyaletindeki NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden yapılan açıklamada, Güneş’in yüzeyinin ve devasa patlamaların ‘gradyan filtresi’ adı verilen yöntemle kaydedildiği belirtildi. Gradyan (düşüm, eğim, değişim ölçü
sü) filtresi, yıldızın atmosferindeki koronal döngülerin net ve etkileyici bir şekilde ortaya çıkmasına yardım ediyor. Filtre, yüzeyin adeta bir “yosun” gibi görünmesini sağlıyor ve renklerin büyüleyici dansını ortaya çıkarıyor. Görüntülerde zaman zaman meydana gelen şiddetli patlamalar da dikkat çekiyor.
Bilim insanları, gradyan tekniği sayesinde uzay aracının çektiği fotoğraflara çok daha farklı açılardan bakabilme şansını yakalayabiliyor. Sıradan fotoğraflarda görülemeyen detaylara bu yöntemle ulaşılabiliyor.
SDO’nun elde ettiği veriler ışığında bilim insanları Güneş’in hareketlerini ve Dünya’ya olan etkilerini daha iyi anlamaya çalışıyor. 2010 Şubat'ında uzaya fırlatılan SDO uzay aracının 5 yıl boyunca NASA'nın Güneş araştırmalarında kullanılması planlanıyor.

hz: MEHMET ABDULLAHOĞLU