kanuni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanuni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2013 Pazar

Türklerle 140 senelik beraberlik

Türkler Avrupa’ya emperyalist emellerle gitmedi. Onlara huzur götürdüler. 

Yavuz Sultan Selim Hanın vefatı ile, yerine oğlu Şehzade Süleyman hükümdar oldu. Devlet işlerini kanunlara bağlamakla işe başladı. Avrupa devletleri arasındaki güçsüzlerin ezilmesini önlemek için yollara düştü. 1521’de Macar toprağı olan Belgrad’a ilk seferi yaptı. 1526’da Mohaç ovasında, Macaristan’ı yutmak isteyen Avusturyalılarla yapılan savaşta zafer kazanıldı. Mohaç’ı müteakip Buda şehrine geçildi. Buda yani Budin şehrinin ileri gelenleri, Osmanlıların davranışlarından o kadar memnun oldular ki, Kanuni’yi karşılamak için kilometrelerce yol geldiler ve “Hoş geldiniz” dediler. Kanuni onları ferahlatacak sözler söyledi. Buda ile Peşte şehirleri arasında, genişliği 1000 m olan Tuna nehri akar... Budalılar Peşte’ye geçmekte çok zorlandıklarını söyleyip, kendilerine yardım edilmesini istediler.


Kanuni, Tuna üzerine, bir haftada güzel bir köprü kurdurdu. Budalılar artık çok rahatlamıştı. Kolayca karşıya geçmeye inanamıyorlardı. Bu arada Avusturya casusları, bazı Budinlileri kandırarak, mahallelerini sokaklarını kundaklayarak yangınlar çıkarttılar. Sultanın yanındaki Sadrazam İbrahim Paşa bizzat nezaret ederek, yangınları kısa sürede söndürttü. Çünkü Osmanlıda bir yerde yangın çıktığında, Sadrazamın olay yerine gitmesi ve söndürme işlerini idare etmesi kanundu. Macarlar bu gelenleri çok sevdiler. Bir gün duydular ki, ertesi gün Müslümanların Kurban Bayramıdır. Çok merak ediyorlardı. Acaba nasıl kutlanacaktı.
Ertesi gün topluca bayram namazını kılanlardan binlerce insan tebrikleşip, yüzlerce hayvan kestiler. Yazık değil mi bu kadar hayvanı kestiler diye Macarlar acıyordu. Sonra sorup öğrendiler ki, bu kurban edilen hayvanların etleri, fakirlere dağıtılıyordu. Ve Macar fakirlerine de veriliyordu. Macar halkı yine şaşırmıştı. Bu gelenler nasıl işgalciydi? Kendi adamlarının yaktıkları evlerinin ateşini Türkler söndürüyordu. Kendi dinlerinin icabı kestikleri kurbanları, Macar fakirlerine de veriyorlardı. Halbuki kendi Derebeyi ve Kontları, fakirlerden aldıkları vergilerle keyif sürerken, fakirlere dönüp bakmıyor, bir lokma vermiyordu. Yerli halk kısa sürede Türklerle kaynaştı. Onların giyim kuşamlarını benimsedi. Dillerini de sevdiler.

Türkler 140 senelik beraberlikten sonra 1686’da Macaristan’dan çekildi.
Şu anda Macar konuşma dilinde, günlük hayatta 300’den fazla Türkçe kelime kullanılır. Sade başkent Budapeşte’de, ismi Török yani Türk olan bine yakın cadde ve sokak var.
Demek ki Türkler Avrupa’ya emperyalist emellerle gitmedi. Onlara huzur götürdüler.


macaristan daki OSMANLI eserleri

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Kanuni Sultan Süleyman Han ona karşı şu mektubu gönderdi

Yalan Yazan Tarih utansın

Kanuni, tuğ isteyen Malkoçoğlu'na öyle bir cevap vermiş ki...


Kanuni Sultan Süleyman Han son dönemde adı en çok anılan Osmanlı padişahı. Cihan padişahı Almanya'dan Rodos'a bir çok ülkeye mektuplar göndermişti. Ancak bazı mektuplar emri altındakilere yönelikti. Onlardan biri Malkoçoğlu Gazi Bali Bey'e yazılmıştı. Malkoçoğlu Macaristan'da kazandığı zaferlerden sonra bunları dile getirip tuğ istemişti.

Kanuni Sultan Süleyman Han ona karşı şu mektubu gönderdi:
Serasker olduğun yerlerde ve hükmünün mahallerde bir kimseye zulüm ve düşmanlık etmekten şiddetle sakınasın. Ahirette bize hitap olunursa senin yakana yapışırım. 'O vilayetleri kılıcımla fetheyledim' demeyesin. Memleket Allah-u Teala Hazretleri'nindir. Her şeyi Allah'tan, her şeyin Allah'ın olduğunu bil. Her şeyi bizim rızamız için değil, Allah'ın rızası için yap. Dikkat edip, nefsine gurur getirmeyesin. Fetholunan kalelerin mal ve erzakını hep Beyt-ül mal almışsın. Buna rıza-i hümayunum yoktur.

Bu mektup eski savcı Necdet Bayraktaroğlu 'nun kaleme aldığı yeni 'Tarihimizdeki Muhteşem Mektuplar' adlı kitabından bir alıntıdır. Samanyolu Haber TV'de yayınlanan Özel Gündem programına konuk olan Necdet Bayraktaroğlu, buna benzer bir çok mektubu kitabında topladı.

Bayraktaroğlu, Türk tarihinin ilk çıkış yeri Orta Asya’dan Cumhuriyet'e kadar Han, Hakan, Padişahların diğer İmparator, Kral, Dük ve Şahlara yazdığı mektupları kaynaklardan toplayarak bu kitabı hazırladığını söyledi.

Bu mektupların okunduğunda farklı milletlerin manevi hayatları hakkında bilgilere sahih olunacağını söyleyen Bayraktaroğlu, şunları söyledi: 'Mektuplarda Türk tarih sayfalarındaki atalarımızın kahramanlıklarını, asaletini, adaletini, ve diplomasi dilini göreceksiniz. Bu mektupları okuduğunuzda, milletlerin
kültür anlayışlarını, manevi hayatlarını, ahlaki ve vicdani
değerlerini öğrenmiş olacaksınız' dedi.