Biyoloji Çıkmış Sorular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyoloji Çıkmış Sorular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Biyoloji Çıkmış Sorular ve Çözümleri

Biyoloji Çıkmış Sorular ve Çözümleri


Biyoloji veya herhangi bir derste konuyu çalıştıktan sonra o konu ile ilgili soru çözmezseniz çalıştığınız konuyu yavaş yavaş unutmaya başlarsanız. Bunun için Derscalisiyorum.com olarak bu sayfamızda ÖSS, YGS, LYS, ÖYS'de Çıkmış Biyoloji Sorularını Çözümleri ile birlikte Konu Başlıklarına göre ayırdık.Böylece biyoloji dersine daha iyi hakim olacaksınız. İyi Çalışmalar Diliyorum.


                 Bilimsel Çalışma Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Canlıların Temel Bileşenleri Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Enzimler Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Hücre Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Hücre Bölünmeleri Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Metabolizma Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Canlıların Sınıflandırılması Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Ekoloji Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Yönetici Molleküller Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Evrim Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Üreme Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Bitkilerin Yapısı Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Endokrin Sistem Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Destek ve Hareket Sistemi Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Sindirim Sistemi Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Dolaşım Sistemi Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Bağışıklık Sistemi Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Boşaltım Sistemi Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Solunum Sistemi Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Cinsiyete Bağlı Kalıtım Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Kan Grupları Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Kalıtım Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Hücresel Solunum Çıkmış Sorular ve Çözümleri


                 Fotosentez Çıkmış Sorular ve Çözümleri

Enzimler ile ilgili Çıkmış Sorular ve Çözümleri

Enzimler ile ilgili Çıkmış Sorular ve Çözümleri:
Enzimler konusuna hakim olmak ve sınavlarda daha çok iyi bir sonuç almanız için sayfamızda Enzimler ile ilgili geçmiş yıllarda YGS, LYS, ÖSS, ÖSS-2, ÖYS'de Çıkmış Sorular ve Çözümlerini bir araya getirdik. Derscalisiyorum.com Türkiye'nin En Büyük Eğitim Portalı.


Enzimler 


1.


Ototrof bir organizmada, glikozdan protein, yağ ve polisakkarit sentezlenirken,

I. Klorofil

II. Enzimler

III. ATP

IV. Madensel tuz

moleküllerinden hangileri harcanır?

A) I ve II                            B) II ve III                    C) III ve IV

D) I, II ve III                    E) II, III ve IV





1.

Enzimler, reaksiyonlarda katalizör olarak kullanırlar, ancak harcanmaz ve tüketilmezler. Bu sayede defalarca kullanılabilirler.

Aynı şekilde, klorofil molekülü de ışığı soğurur ve elektronlarını ortama verir. Daha sonra elektronları geri aldığı için, yapısında bir eksilme ve tükenme olmaz.

ATP birçok reaksiyonda kullanılarak ADP ye dönüşür. Bunun için harcanmış sayılır.

Glikozun yapısında azot bulunmadığından, amino asit ve protein sentezi için nitrat tuzlarının tüketilmesi gerekir.

Cevap – C








2.

“Bitkilerde de nişastanın yıkımını sağlayan enzimler vardır.” hipotezini doğrulamak için düzenlenecek bir deneyde, bitki özütünün, aşağıdaki karışımlardan hangisinin bulunduğu tüpe konulması gerekir?

A) Nişasta ayıracı + Nişasta yıkan enzim

B) Nişasta yıkan enzim + Monosakkarit ayıracı

C) Nişasta + Monosakkarit ayıracı

D) Monosakkarit + Nişasta yıkan enzim

E) Monosakkarit + Monosakkarit ayıracı

1999-ÖSS








2.

Bitki hücrelerinde nişastanın yıkımını sağlayan enzimler vardır. Çünkü, gündüz fotosentez sonucu üretilen glikozun fazlası nişasta olarak depolanmakta, gece veya fotosentezin yapılmadığı zamanlarda yeniden yıkılarak kullanılmaktadır.

Bunu ispatlamak için, bitkilerden alınan özüt (sıvı), nişasta karışımının bulunduğu tüpe konulur. Bir süre sonra glikozların oluşup oluşmadığını gözlemek için, tüpe glikoz ayıracı eklenir. Bu amaçla benedikt çözeltisi veya fehling çözeltisi kullanılabilir. Sonuçta kırmızı renk oluşuyorsa, glikoz oluşmuş (nişasta sindirime uğramış) denebilir.

Cevap – C










4.

bbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbbb








3.

Canlıların tümünde;

I. Enzim kullanabilme

II. Mitokondriye sahip olma

III. Nükleotidlere sahip olma

özelliklerinden hangileri bulunur?

A) Yalnız I                  B) Yalnız II                  C) Yalnız III

D) I ve II                      E) I ve III

1994-ÖSS








3.

Bütün canlılar (virüsler dahil) enzimi kullanabilir ve nükleotitlere (nükleik asit) sahiptir. Mitokondri ise canlıların tümünde yoktur. Örneğin; bakteriler, mavi yeşil algler ve memelilerin olgun alyuvarlarında mitokondri bulunmaz. Ökaryot (çekirdekli) canlılarda ise mitokondri genellikle vardır.

Cevap -E









Yönetici Moleküller Çıkmış Sorular ve Çözümleri

Yönetici Moleküller ile ilgili Çıkmış Sorular ve Çözümleri:
Yönetici Moleküller (DNA ve RNA) konusuna  hakim olmak ve sınavlarda daha çok iyi bir sonuç almanız için sayfamızda Yönetici Moleküller ile ilgili geçmiş yıllarda YGS, LYS, ÖSS, ÖSS-2, ÖYS'de Çıkmış Sorular ve Çözümlerini bir araya getirdik. Derscalisiyorum.com Türkiye'nin En Büyük Eğitim Portalı.


Yönetici Moleküller 


1.


Radyoaktif madde ile izleme yönteminden yararlanılarak, bir bakteri içindeki bakteriyofajın doğrudan doğruya DNA’sını işaretleyip izlemek için, aşağıdaki bileşiklerden hangisi işaretlenmiş olarak kullanılabilir?

A) Glikoz                   B) Amino asit                    C) Fosfat

D) Riboz                    E) Urasil

1990-ÖSS








1.

Böyle sorularda DNA’nın izlenmesi isteniyorsa, DNA daki bütün nükleotitlerde ortak olan bir molekülün seçimi yapılır.

Burada, bakteri içindeki bakteriyofajda;

A) İşaretlenmiş glikoz bulunmaz.

B) Amino asit, virüsün DNA sında bulunmaz. Çünkü bu görevi virüsün protein kılıfı üstlenmiştir.

C) Bakteriyofajın bütün nükleotidlerinde fosfat (fosforik asit) bulunur.

D) Riboz şekeri bulunur gibidir. Ancak çok dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Bu da Bakteriyofajın DNA taşıdığıdır. DNA’da Riboz şekeri değil, Deoksiriboz şekeri bulunur. Diğer bazı virüslerde sadece RNA bulunur.

E) Urasil bu Bakteriyofajda bulunmaz. Çünkü bakteriyofaj DNA taşır. Urasil ise RNA’nın özel bazıdır.

Cevap – C








2.

Aşağıdakilerden hangisi, DNA nın kendini doğru olarak eşlediğine karar verebilmek için yeterli kanıt sağlar?

A) Nükleotitlerin yapısı

B) Organik bazların dizilişi

C) Deoksiribozların yapısı

D) Zayıf bağların yapısı

E) Fosfat bağlarının dizilişi

1995-ÖSS








2.

DNA’nın doğru eşlediğini organik bazların dizilişinden anlayabiliriz. Örneğin; DNA eşlenmesinde;

Adenin (A) karşısına her zaman Timin (T)

Guanin (G) karşısına her zaman Sitozin (S)

Timin (T) karşısına her zaman Adenin (A)

Sitozin (S) karşısına her zaman Guanin (G)

gelmektedir.

Diğer seçeneklere bakarsak;

A’da verilen nükleotit yapısı (A G S T nin); her zaman aynıdır. Bundan bilinemez.

C’de; Deoksiriboz’ların yapısı da her zaman aynıdır. Değişiklikte anlaşılmaz.

D’de; Organik bazları birbirine bağlayan, zayıf H bağlarıdır. Bunların da yapısı hep aynıdır.

E’de; Fosfat molekülleri şekerlere hep aynı biçimde bağlanır.

Cevap – B








3.

Hücrede DNA’nın kendini eşleyebilmesi için, C, H, O, N, P elementlerinin de kullanıldığı, aşağıdaki olaylar gerçekleşir.

l. Deoksiribozların sentezlenmesi

ll. Organik bazların sentezlenmesi

lll. Nükleotitlerin sentezlenmesi

lV. Fosfatların nükleotitleri bağlaması

V. Nükleotitlerin hidrojen köprüsüyle üç boyutlu yapıyı kazanması

Bunlardan, azotun kullanıldığı ilk metabolik olay ve DNA’nın işlerlik kazandığı olay aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?

A) l ve lV                         B) ll ve lll                      C) ll ve V

D) lll ve lV                      E) lll ve V

1996-ÖSS








3. 

Soruda verilen olaylar daha çok bitki hücrelerinde gerçekleşir. Çünkü hayvan hücreleri pentozları ve organik bazları hazır alırlar.

İnorganik maddelerden aktif bir DNA sentezi düşünülürse ilk olarak monomerlerin sentezi sağlanmalıdır. Bunu belirten ise I ve II dir. I’de azot kullanılmadığı için ilk olay II dir.

DNA nın aktivite gösterebilmesi için ikili sarmal yapı kazanması gerekir. Bunu ise V. veri ifade eder.

Cevap – C








4.

Bir küf mantarı, glikoz, tuz ve vitamin içeren agarlı normal besi ortamında gelişip çoğalabilmektedir. Bundan anlaşıldığına göre, mantar, genlerinin kontrolünde bu besinlerden yirmi çeşit amino asidi ve bu amino asitlerden proteinlerini sentezleyebilmektedir.

Bu mantarın, sporla çoğalma sırasında, sporları X ışınlarına tutulduktan sonra, normal besi ortamında gelişip çoğalamadığı, ortama ayrıca amino asitler hazır olarak ilave edildikten sonra ise gelişip çoğalabildiği görülmüştür.

Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A) Bu mantarın normalde glikoz sentezi yapan genleri yoktur.

B) Bu mantar çoğalabilmek için, besi ortamına konulan proteinleri de doğrudan kullanabilir.

C) Bu mantar katalizör olarak kullanacağı vitamini hazır alır.

D) Normal besi ortamındaki tuzların bir kısmı azotludur

E) Sporları X ışınına tutulduğunda, mantarın protein sentezinden sorumlu genleri zedelenmemiştir.

1997-ÖSS








4.

Mantar sporları X ışınlarına tutulduklarında bazı amino asitlerin sentezini sağlayan enzimleri yapma özelliğini kaybetmişlerdir. Yani ilgili genler mutasyona uğramıştır.

Amino asitler eklendiğinde yaşayıp çoğalabildiklerine göre, protein sentezleme genleri zarar görmemiştir.

Glikoz, vitaminler ve bazı tuzların üretimini, X ışınlarına tutulmadan önce de yapamıyorlardı. Bunun için besin ortamına bu maddeler konmaktadır.

Amino asitlerin sentezlenebilmesi için ortamdan azot içeren tuzların (NO3 veya NO2) alınmasıda gerekir.

Hiçbir canlı dış ortamdan aldığı proteinleri doğrudan kullanamaz. Çünkü her canlının kendi proteinleri, kendi DNA şifrelerine göredir.

Dışarıdan alınan proteinler yapıtaşlarına parçalanmadan hücrelere ve vücut sıvılarına geçerse zehir (antijen) etkisi bile yapabilir.

Bunun için, mantarların çoğu ortamdaki proteinleri sindirmek için enzim salgılarlar. Oluşan amino asitleri absorbe ederek (hücre içine alarak) kullanırlar.

Cevap – B








5.

DNA molekülünün yapısal özelliklerinden bazıları şunlardır:

l. Dört farklı nükleotidi farklı miktarlarda bulundurması

ll. Nükleotitlerinin zincirdeki konumlarının farklı olması

lll. Nükleotitlerinin oluşturduğu zincirin uzunluğu

lV. Nükleotitlerinin çift sarmal biçiminde konumlanması

V. Nükleotitlerindeki bazların birbirlerine hidrojenle bağlanması

Bu özelliklerden hangileri, genlerin birbirlerinden farklı olmasını sağlar?

A) l ve ll                           B) lll ve lV                     C) lV ve V

D) l, ll ve lll                     E) lll, lV ve V

1999-ÖSS








5.

DNA moleküllerinden oluşan genlerin farklı olması şu faktörlerle sağlanır.

– DNA nın uzunluğu (toplam nükleotid sayısı)

– DNA daki nükleotid oranları

– Nükleotidlerin diziliş sırası

Sorunun öncüllerinden l, ll ve lll bunları ifade etmektedir.

lV. ve V. öncüller tüm DNA ve gen çeşitleri için geçerlidir ve farklılık nedeni değildir.

Cevap – D








6.

 

Bir geni oluşturan DNA molekülünün fosfat sayısının saptanmasıyla, gende bulunan,

 

I. Organik baz sayısı

II. Nükleotit çeşitlerinin sayısı

III. Nükleotit sayısı

IV. Deoksiriboz molekül sayısı

bilgilerinden hangilerine erişilebilir?

A) Yalnız II                         B) Yalnız IV                   C) I ve II

D) I, II ve III                       E) I, III ve IV

 

2000-ÖSS








6.

Nükleik asitlerin (DNA ve RNA) yapı birimi nükleotitlerdir. Her nükleotidin yapısında fosfat, organik baz ve beş karbonlu şeker moleküllerinden birer adet bulunur.

Buna göre, bir DNA nın fosfat sayısı saptanmış ise, moleküldeki şeker, organik baz ve toplam nükleotit sayısı da saptanmış demektir.

DNA da yer alan nükleotidin çeşidini organik bazların çeşidi belirler. Bu bazlar dört çeşit olup, fosfat sayısının bilinmesiyle anlaşılamaz.

Cevap – E








7.

Aşağıdakilerden hangisi, hücredeki bir protein molekülünün kalıtsal yapısının yeni döllere taşınmasını sağlar?

A) tRNA ların nükleotid dizisi

B) Enzimlerin işlev sırası

C) Proteinin amino asit dizisi

D) İlgili lokustaki nükleotid dizisi

E) r RNA ların nükleotid dizisi

1981-ÖSS








7.

Bir proteinin sentezinden sorumlu olan DNA parçası (Gen), aynı zamanda bu özelliğin döllere aktarılmasını sağlar.

Diğer seçeneklere bakacak olursak.

A) tRNA lar kalıtsal yapının yeni döllere taşınmasını yapamaz.

B) Enzimlerin işlev sırası hücrenin kendi metabolizmasını gösterir. Döllere aktarım yapamaz.

C) Proteinin amino asit dizisi ise, o hücreye aittir döllere aktarım yapamaz. Çünkü proteinler yönetici moleküller değillerdir.

E) rRNA lar kendilerini eşleyemezler ve yönetim için şifre vermezler. Sadece şifrelerin okunmasında görev alırlar. Bunları da DNA sentezlettirir.

Cevap – D








8.

Ağır azot taşıyan besinler içeren bir ortamda yetiştirilerek DNA’sı işaretlenen (I. grup) bakteriler, DNA’sı normal olan aynı türden (II. grup) bakteriler ile birlikte normal besi ortamına konulmuştur.

Bir süre sonra, II. gruptaki bazı bakterilerin DNA larında da işaretli nükleotitlerin bulunduğu saptanmıştır.

Bu durumun en önemli nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) II. gruptaki bakterilerin I. gruptakilerden daha fazla miktarda besin alması

B) II. gruptaki bakterilerin ani bir kalıtsal değişikliğe uğraması

C) I. ve II. gruptaki bakteriler arasında eşeyli çoğalmanın gerçekleşmesi

D) I. gruptaki bakterilerin normal besi ortamında daha hızlı üremesi

E) II. gruptaki bakteri DNA larının kendi kendini eşlemesidir

1992-ÖSS








8.

I. grup ağır azot (N15) taşıyor. II. grup ise normal azot (N14) taşıyor.

İkisi birlikte normal besi ortamına (N14 lü ortama) aktarılıyor. Daha sonra II. gruptakilerin (N14 lü) DNA larında N15 (ağır) azota rastlanıyor. II. grup bakteriler bu N15 li azotu iki yerden alabilir.

a) Ortamdan alabilir, ancak ortamın azot değeride
N14 (normal) olduğu için böyle birşey mümkün değildir.

b) N15 li azot içeren I. grup bakterilerden olabilir. Bu bakterilerden II. grup bakterilere gen aktarılması olabilir.

Bu olay, kalıtsal yapısı farklı iki ayrı bakteri arasında kurulan sitoplazmik bir köprü ile, DNA parçası aktarılmasıdır. Buna konjugasyon denir. Dolayısıyla I. ve II. grup bakteriler arasında eşeyli üreme oluşur. (Konjugasyon, bir eşeyli üreme çeşididir).

Cevap -C








9.

Besleyici bir kültür ortamında X maddesine dirençli bir bakteri soyu ile Y maddesine dirençli diğer bir bakteri soyu bir arada bulunuyor.

X ve Y maddelerinin ikisine de dirençli bir bakteri soyunun ortaya çıkması için aşağıdakilerden hangisi gereklidir?

A) DNA moleküllerinin kendi kendilerini eşlemesi

B) Kültür ortamına X ve Y maddelerinin eklenmesi

C) Bakteri soyları arasında DNA moleküllerinin aktarılması

D) Bakteri soylarının eşeysiz olarak üremesi

E) Bakterilerin ortam koşullarına dayanıklı sporlar oluşturması

1982-ÖSS 








9.

Olayın açıklaması, X’e dirençli bakteri soyu ile Y’ye dirençli bakteri soylarının bir araya gelmesiyle birbirleri arasında DNA parçalarını (Genleri) değiştirmeleri şeklinde yapılır. Burada her ikisine de dirençli bireylerin oluşması için ya
X’e dirençli olandan Y’ye dirençli olana bu dirençli gen aktarılacaktır. Ya da Y’den X’e, dirençli olan gen aktarılır.

Bu durumda;

– Geni veren (verici) – Geni alan (alıcı) durumdadır. Bu alınan genle, daha önceki DNA’lar birbirine kaynaşır ve bundan sonraki dirençlilikte görev yapar.

– DNA eşlenmesi her hücre bölünmesi esnasında yapılır.

– Kültür ortamına X ve Y eklenirse her iki bakteri soyu ölerek yok olabilir.

– Eşeysiz üreme ile çeşitlilik sağlanmayacağı için her iki maddeye dayanıklı bireyler oluşamaz.

– Sporların oluşturulması da kalıtsal çeşitlilik sağlamaz. Çünkü mitozla sağlanır.

Cevap – C









Boşaltım Sistemi Çıkmış Sorular ve Çözümleri

Boşaltım Sistemi ile ilgili Çıkmış Sorular ve Çözümleri:
Boşaltım Sistemi konusuna  hakim olmak ve sınavlarda daha çok iyi bir sonuç almanız için sayfamızda Boşaltım Sistemi ile ilgili geçmiş yıllarda YGS, LYS, ÖSS, ÖSS-2, ÖYS'de Çıkmış Sorular ve Çözümlerini bir araya getirdik. Derscalisiyorum.com Türkiye'nin En Büyük Eğitim Portalı.


Boşaltım Sistemi 


1.


İnsan vücudu için gerekli olan küçük moleküllü bir bileşik, kanda, normal olarak bulunması gerekenden daha fazla miktarda bulunuyorsa; aşağıdakilerden hangisinin olması beklenir?

A) İdrarla dışarıya atılması.

B) Enerji haline çevrilmesi.

C) Böbreklerde depo edilmesi.

D) Bağırsaklar tarafından geri emilmesi.

E) Akyuvarlar tarafından parçalanması.

1996-ÖSS








1.

İnsanda kan sıvısı ve doku sıvısı birçok maddenin derişim olarak sabit tutulduğu iç ortamlardır. Bunun sağlanmasında, akciğerler, böbrekler, karaciğer ve deri görev yapar. Özellikle böbrekler, suyu, tuzları, azotlu artıkları atarak homeostatik dengenin kurulmasında en önemli rol oynar.

Ayrıca böbrekler bu dengeyi sağlamak için bazı zararlı maddeleri de atabilirler. Örneğin; şeker hastalarında, kanın glikoz oranı hormonlarla dengelenemediği için, kan glikozu normalin üzerindedir. Böbrekler bu glikozun bir miktarını atarak homeostasiyi sağlamaya çalışırlar.

Böyle faydalı maddeler, enerji haline çevrilseydi, bağırsaklar tarafından emilseydi, akyuvarlar tarafından parçalansaydı kanda gerekenden fazla oranda bulunmazdı.

Böbrek bir depo organı olmadığına göre, yapacağı en uygun işi bu fazla maddeleri, faydalı bile olsa dışarı atmaktır.

Cevap – A








2.

Aşağıdaki şemada normal bir insanın böbreğindeki bir nefron ve bu nefronun özellikleriyle ilgili bazı bilgiler verilmiştir.



Buna göre, numaralı damarlarla ilgili aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi yanlıştır?

A) I. damarın taşıdığı çözünen madde miktarı, III. damarın taşıdığı çözünen madde miktarından fazladır.

B) I. damarın kan basıncı, V. damarın kan basıncından fazladır.

C) II. damarda kaybedilen su miktarı, IV. damarda geri emilen su miktarından fazladır.

D) V. damarın taşıdığı boşaltım madde miktarı, I. damarın taşıdığı boşaltım madde miktarından fazladır.

E) V. damarın taşıdığı su miktarı, III. damarın taşıdığı su miktarından fazladır.

2000-ÖSS








2.

derscalisiyorum.com








3.

Bir insanın, belirli bir süre içinde, vücuduna aldığı sıvıdan daha fazla miktarda idrar çıkarmasına;

l. böbrek atar damarında kan basıncının azalması,

II. böbrek kanallarından suyun geri emilimini sağlayan hormonun normalden az salgılanması,

III. böbreklerden geçen kan akım hızının azalması

durumlarından hangileri neden olabilir?

A) Yalnız l                B) Yalnız II                 C) Yalnız III

D) l ve II                   E) l ve III

2003-ÖSS








3. 

Sağlıklı bir insanda idrar miktarını artırmak için, böbrekten süzülen sıvı miktarının artırılması gerekir. Böbreğe gelen kan akım hızınının azalması veya böbrek atardamarındaki kan basıncının düşmesi, böbrekteki süzülme miktarını azaltacağından oluşan idrar miktarı da azalacaktır.

Böbrekteki boşaltım kanalcıklarından su emilini sağlayan ADH (vazopressin) hormonudur. Bu hormonun kandaki miktarının azalması boşaltım kanalcıklarından geri emilen su oranını azaltır. Bu durumda geri emilemeyen su, idrarla atılmak zorunda kalınır. Bu da oluşan idrar miktarını artırır.

Cevap – B








4.

I. Vücut sıvısı derişiminin, dış ortamın derişimiyle eşit olmasını sağlama

II. Enerji kullanarak tuzu dışarıdan alma

III. Seyreltik idrar oluşturma

IV. Su içmeme

Yukarıdakilerden hangileri, tatlı sularda yaşayan balıkların özellikleridir?

A) I ve II                             B) II ve IV                  C) I, II ve III

D) I, III ve IV                    E) II, III ve IV

2004-ÖSS








4.

Bir canlı hangi ortamda yaşarsa yaşasın, vücut içi sıvıları ile dış ortamın derişimi hiç bir zaman eşit olamaz. Zaten dış ortamın sürekli değişkenliği böyle bir durumu imkansız kılar. Canlılık için böyle bir olayın gerekliliği de yoktur. Çünkü canlı sistemler, çevrelerindeki değişikliklere göre iç ortamlarını düzenleyebilirler.

Tatlı su balıklarının yaşadıkları ortam, kendi yoğunluklarından daha seyreltiktir. Bu nedenle, gerek solungaç kılcallarından, gerek ağız içi epitelinden vücuda sürekli su girişi olur.

Bu fazla suyu atmak isteyen hayvan, seyreltik (az yoğun) idrar atar. Ayrıca zaten fazla olan su girişinden dolayı su içmesine gerek kalmaz.

Tatlı sudaki tuz yoğunluğu çok azdır. Hayvanın vücudunda daha fazla oranda tuz bulunduğu için, tuzun alınması aktif taşımayla sağlanır. Bu durum ise enerji harcanmasını gerektirir.

Cevap – E








5.

 

Karada yaşayan bir memeli hayvandaki proteinlerin yadımlama (yıkım) sürecinde; sırasıyla oluşan amino asit, amonyak ve üre molekülü miktarlarının, boşaltım işlemine girmeden önce, zamana göre değişimi aşağıdaki grafiklerde gösterilmiştir.



Buna göre, proteinlerin yadımlama (yıkım) sürecinde oluşan amino asit, amonyak ve üre molekülü miktarlarını gösteren grafiklerin numaraları aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?







































Amino asit
miktarı
Amonyak
miktarı
Üre
miktarı
A)IIIIII
B)IIIIII
C)IIIIII
D)IIIIII
E)IIIIII

2001-ÖSS








5.

Proteinlerin yıkım sürecinde, ilk önce proteinler amino asitlere yıkılır. Amino asitler solunumda enerji kaynağı olarak kullanılınca, amonyak açığa çıkar. Bu süreçte kanda bir miktar artan amonyak, karaciğerde üreye çevrilir.

Bu olaylar sonucunda, amino asitler tamamen harcanır, NH3 bir süre artar sonra azalır, üre ise atılana kadar (böbreklere taşınana kadar) artar.

Cevap – E









Solunum Sistemi Çıkmış Sorular ve Çözümleri

Solunum Sistemi ile ilgili Çıkmış Sorular ve Çözümleri:
Solunum Sistemi konusuna  hakim olmak ve sınavlarda daha çok iyi bir sonuç almanız için sayfamızda Solunum Sistemi ile ilgili geçmiş yıllarda YGS, LYS, ÖSS, ÖSS-2, ÖYS'de Çıkmış Sorular ve Çözümlerini bir araya getirdik. Derscalisiyorum.com Türkiye'nin En Büyük Eğitim Portalı.


Solunum Sistemi 


1.


İnsan vücudundaki kan, içindeki oksijenin hızla azalmaya başladığı bir zamanda nereden geçmekte olabilir?

A) Akciğer alveollerinden

B) Kılcal damarlardan

C) Akciğer toplardamarından

D) Ana toplardamarlardan

E) Ana atardamarlardan

 1982-ÖSS








1.

İnsan kanı akciğerlerden geçerken O2 bakımından zenginleşir. Dokulardan geçerken O2 oranı azalırken CO2 oranı artar.

Akciğer toplar damarının haricindeki bütün toplardamarlar kirli kan taşıdığına göre O2 oranı azdır. Ama azalma işlemi dokulardan geçerken olur. Kanı dokular arasından geçiren yapılar ise kılcal damarlardır. Akciğer alveollerinin etrafı da kılcallarla sarılıdır. Ama kan buradan geçerken O2 miktarı azalmaz, hızla artar.

Cevap – B








2.

Aşağıdakilerden dördü doğruluğu kolaylıkla denetlenebilen birer gözlem, bir tanesi ise bu gözlemlere dayanarak ulaşılabilecek bir sonuç niteliğindedir.

Bu sonuç hangisidir?

A) Yükseklerde yaşayan memelilerin nabızları daha hızlıdır.

B) Yükseklerde yaşayan memelilerin kanında daha fazla alyuvar vardır.

C) Yükseklerde yaşayan memeliler daha çok oksijene muhtaçtır.

D) Yükseklerde yaşayan memeliler daha sık soluk alıp verir.

E) Yükseklerde yaşayan memelilerin kan basınçları daha fazladır.

1983-ÖSS








2.

Yükseklere çıkıldıkça oksijen miktarı azalır. Vücut homeostasinin korunabilmesi için,

–   Kanda alyuvar sayısı artar.

–   Yeterli oksijenin alınıp, metabolizma sonucu oluşan CO2 atılabilmesi için soluk alıp-verme hızlanır.

–   Buna bağlı olarak kan basıncı ve nabız sayısı artar.

Vücutta meydana gelen bu değişiklikler, yükseklerde yeterli
oksijenin bulunmamasından dolayı ortaya çıkmaktadır.

Cevap – C








3.

Hızlı hareket yapan bir kimsede, kan dolaşım hızı, dışarıya verilen karbondioksit miktarı ve dokulara taşınan oksijen miktarı bakımından aşağıdakilerden hangisi gözlenir?







































Kan dolaşım hızıDışarıya verilen
CO2 miktarı
Dokulara taşınan
O2 miktarı
A)DeğişmezAzalırArtar
B)DeğişmezArtarAzalır
C)ArtarAzalırArtar
D)ArtarDeğişmezDeğişmez
E)ArtarArtarArtar

1986-ÖSS








3. 

Hızlı hareket yapmak kas metabolizmasını hızlandırır. Bunun sonucu olarak;

–   Tüketilen O2 miktarı artar.

–   Oluşan CO2 miktarı artar.

–   Kanda pH düştüğü için kan dolaşım hızı artar.

Ayrıca kaslar damarları sıkıştırarak da dolaşımını hızlandırır.

–   Soluk alıp verme sıklaşır.

Cevap – E








4.

Atmosferdeki oksijenin azalması temelde aşağıdakilerden hangisine neden olduğu için insan yaşamını tehlikeye sokar?

A) Hücrelerde meydana gelen boşaltım madde miktarının artmasına

B) Kan dolaşım hızının azalmasına

C) Soluk alıp vermenin hızlanmasına

D) Metabolizmada gerekenden daha az enerji üretilmesine

E) Vücut basıncının artmasına

1990-ÖSS








4.

Daha önceki çözümlerde de bahsedildiği gibi, insan kanındaki alyuvar miktarı ortamın O2 oranına göre artıp azalabilmektedir.

Eğer atmosferin O2 oranı azalırsa alınacak O2 miktarı da azalır. Bunun sonucunda metabolizma hızı yavaşlar. Eğer kanda alyuvar sayısı artırılarak yeterli O2 alınamaz ise insan yaşamı tehlikeye girebilir.

Bu durumda alyuvar sayısı artmasından dolayı kan basıncı bir miktar artar ama buna vücut bir süre sonra adapte olabilir.

Cevap – D








5.

Deniz kenarından gelerek, yüksek bir dağda yaşamaya başlayan bir insanda, aşağıdaki uyumlardan hangisi en son gerçekleşir?

A) Kanda alyuvar sayısının artması

B) Kan basıncının artması

C) Soluk alıp vermenin artması

D) Nabız sayısının artması

E) Kalp atış sayısının artması

1994-ÖSS








5.

Yükseklere çıkıldıkça sırasıyla şu değişmeler gerçekleşir :

1.  Atmosferin O2 oranı azaldığı için soluk alıp verme sıklaşır.

2.  Kalp atış sayısı artar.

3.  Kan basıncı artar.

4.  Nabız sayısı artar.

Bütün bunların normale dönmesi için kemik iliğinden, dalaktan ve karaciğerden kana alyuvar verilir. Böylece kandaki alyuvar sayısı artar ve vücut ortamına adapte olur. Buna göre en son gerçekleşen olay alyuvar sayısının artmasıdır.

Cevap – A








6.

İnsanda,

I. Oksijenin hemoglobinden ayrılması

II. Bazı yıkım (yadımlama) ürünlerinin dış ortama atılması

III. Karbondioksidin hemoglobine bağlanması

olaylarından hangileri akciğerlerin görevidir?

A) Yalnız I                 B) Yalnız II                 C) Yalnız III

D) I ve II                    E) I ve III

1999-ÖSS








6.

İnsanda oksijenin hemoglobinden ayrılması doku kılcallarında gerçekleşir Aynı yerde doku hücrelerinden gelen karbondioksit hemoglobine bağlanarak akciğerlere taşınır.

Solunum sonucu oluşan yıkım ürünlerinden H2O ve CO2 nin dış ortama atılması akciğerler tarafından gerçekleştirilir.

Cevap – B








7.

İnsan kanında bulunan olgun alyuvarlar,

l. Karbondioksit bağlama

ll. DNA sentezi yapma

lll. Antikor sentezleme

olaylarından hangilerini gerçekleştiremez?

A) Yalnız l                 B) Yalnız ll                  C) Yalnız lll

D) l ve lll                   E) ll ve lll

1999-ÖSS








7.

İnsan kanındaki alyuvarlar, olgunlaşma sürecinde çekirdeklerini ve birçok organelini kaybederler.

Bunun için, DNA sentezi yapma ve bölünme yetenekleri yoktur.

Antikor üretmeyi ise, akyuvarlar ve diğer bazı özel dokular yapar.

Alyuvarlar CO2 yi alarak H2O ile birleştirirler. Bir miktarını da hemoglobine bağlayarak taşırlar. Bu sayede kanın pH sının dengede kalmasını sağlarlar.

Cevap – A








8.

Bir sporcunun koşmaya başlamasından hemen sonra,

I. soluk alıp-verme merkezlerinin uyarılması,

II. dokularda karbondioksit miktarının artması,

III. kanda karbondioksit miktarının artması

durumlarının, ortaya çıkışlarına göre sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?

A) I, II, III                  B) II, I, III                  C) II, III, I

D) III, I, II                 E) III, II, I

2002-ÖSS








8.

Koşmaya başlayan bir insanda metabolizma hızlanır. Metobolizmanın hızlanması ATP üretilmesinin artmasına bağlıdır. ATP üretimi hücre solunumuyla sağlanır.

Hücre solunumu sonucunda ise, dokulardaki CO2 miktarı artacaktır. Bu CO2 önce doku sıvısına, oradanda kan kılcallarına geçer. Kan yoluyla solunum merkezine taşınır. Böylece solunum merkezleri uyarılır. Soluk alıp vreme hızı artarak hem fazla CO2 uzaklaştırılmış hem de vücuda gerekli O2 alınmış olur.

Cevap – C








9.

Kara yaşamına uyum yapmış toprak solucanları, çok miktarda yağmur yağdığı zaman, yağmurdan hemen sonra toprak yüzeyine çıkarlar.

Solucanların bu hareketlerinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Vücutta yadımlama (yıkım) ürünlerinin birikmesi.

B) Toprak altındaki sıcaklığın değişmesi.

C) Vücutta su fazlalığının oluşması.

D) Derideki duyu hücreleriyle algılamanın zorlaşması.

E) Oksijen yetersizliğinin ortaya çıkması.

1991-ÖSS








9.

Toprak solucanları deri solunumu yaparlar. Bunun için nemli ortamlarda yaşarlar. Havanın O2 sini alırlar. Yağmur yağınca toprak altında hava oranı azalacağından O2 siz kalırlar. Bunun için toprak yüzeyine çıkarak solunumlarını sürdürürler.

Cevap – E









Hücresel Solunum Çıkmış Sorular ve Çözümleri

Hücresel Solunum ile ilgili Çıkmış Sorular ve Çözümleri:
Hücresel Solunum konusuna  hakim olmak ve sınavlarda daha çok iyi bir sonuç almanız için sayfamızda Hücresel Solunum ile ilgili geçmiş yıllarda YGS, LYS, ÖSS, ÖSS-2, ÖYS'de Çıkmış Sorular ve Çözümlerini bir araya getirdik. Derscalisiyorum.com Türkiye'nin En Büyük Eğitim Portalı.


Hücresel Solunum 


1.


Yeşil bir bitkinin, solunumda karbondioksit çıkardığını saptayabilmek için, aşağıdaki koşullardan hangisi gereklidir?

A) Bitkinin çok yapraklı olması

B) Deneyin karanlıkta yapılması

C) Bitkinin tamamen suya batırılmış olması.

D) Deneyin birkaç kez tekrarlanması

E) Bitkinin genç olması

1981-ÖSS








1.

Yeşil bitkilerin karbondioksit çıkardığını saptayabilmek için, sadece solunum yaptığı zaman seçilmeli. Yoksa yeşil bitkiler çıkardığı CO2 yi (karbon dioksiti) aynı zamanda fotosentezde kullanırlar. Kullanma olduğu için zamanla karbondioksit açığa çıkmaz.

Çünkü, fotosentez hızı solunum hızından daha fazladır. Bunun için fotosentezin yapılmadığı bir ortam seçilmelidir. Bu ortam karanlık ortamdır.

Karanlık ortamda fotosentez yapılamaz solunum ise devam eder. Solunum sonucuda CO2 açığa çıkar. Hücresel solunumun genel denklemi;

C6H12O6+ 6O2 " 6CO2+ 6H2O + 38 ATP

"

Diğer seçeneklere bakarsak;

A) Bitkinin çok yapraklı veya tek yapraklı olması bir şeyi değiştirmez. Sonuçta açığa çıkan CO2 fotosentezde kullanılacağından dışarı verilmez.

B) Deneyin çok kez tekrarı, olaylar değişmediği için bir şeyi değiştirmez. Bitki yaprağının ışıklı ortamda çıkardığı CO2 yaprak dışına verilmez.

C) Bitkinin tamamen suya batırılmış olması, bitki su içinde de ışık aldığı sürece, fotosentezi engellemez.

E) Bitkinin genç olması halinde de fotosentez devam eder. CO2 nin çıkışı belli olmaz.

Cevap – B








2.

Yeşil bitkilerde,

– Aydınlık, çok kurak hava

– Karanlık, neme doymamış hava

– Aydınlık, neme doymamış hava

– Karanlık, neme doymuş hava

– Aydınlık, neme doymuş hava

şeklinde verilen beş koşulda da devam eden hayatsal olay aşağıdakilerden hangisidir?

A) Fotosentez

B) Suyun yükselmesi

C) Hücresel solunum

D) Terleme

E) Suyun emilmesi

1981-ÖSS








2.

Solunum olayı bütün canlı hücrelerde sürekli devam eden bir olaydır. Çünkü metabolizmanın devamı için gerekli olan enerji solunumla üretilir. Diğer seçenekleri de incelersek bu durum daha açık olarak görülecektir.

A) Terleme; Karanlık ve neme doymuş ortamda görülmez. Bu durum yukarıda verilen verilerden anlaşılmaktadır.

B) Fotosentez karanlık ortamda durur.

C) Suyun emilmesi; Yaprak hücrelerinden su kaybı (terleme) veya fotosentezde kullanma olmazsa su emilimi fazla olmaz. Yukarıdan anlaşıldığına göre her zaman terleme ve fotosentez yapılmadığı için kök hücrelerinde su emilimi olmaz.

D) Suyun yükselmesi yapraktan su kaybına bağlıdır. Su kaybı olmadığı için bitkilerin iletim borularında
(odun borusu = ksilem) su yükselmesi olmaz.

Cevap – C








3.

Aşağıdakilerden hangisi, hücrelerde birim zamanda üretilen ATP miktarı ile doğrudan ilişkili değildir?

A) Lizozom                  B) Sıcaklık                 C) Mitokondri

D) Glikoz                     E) Enzim

1997-ÖSS








3. 

Hücrelerde ATP sentezi, fermantasyon, oksijenli solunum, fotosentez ve kemosentez olaylarıyla sağlanır.

Bu olayların tümü enzimlerle gerçekleştirilmekte olup, sıcaklık değişmelerinden etkilenirler.

Hem fermantasyon, hemde oksijenli solunumda glikoz kullanıldığı için, glikoz ATP sentezini doğrudan etkiler.

Ökaryot hücrelerin hemen hepsinde solunum mitokondride gerçekleştiği için, bu organel de ATP üretimini doğrudan etkiler.

Lizozom, ATP sentezini sağlayan olayların hiçbirinde doğrudan kullanılmaz. Sadece, solunum için gerekli besin monomerlerinin açığa çıkarılmasında görev yapar.

Cevap – A








4.

Doğal ortamdaki bir bitkinin stomalarında, aşağıdaki durumlarda pH ölçümleri yapılmıştır.

I. Gece boyunca

II. Güneş ışınlarının şiddetinin fotosentez için en uygun olduğu süre içinde

III. Solunum ürünü ve fotosentezde kullanılan madde miktarlarının birbirine denk olduğu zaman aralığında

IV. Bitkinin çok miktarda terleme yaptığı süre içinde

Bu durumların hangilerinde ölçülen pH nın değeri asit özelliğinde olur?

A) Yalnız I                   B) Yalnız II                    C) I ve III

D) II ve IV                       E) III ve IV

1995-ÖSS








4.

Bitkinin stoma hücreleri ışıklı ortamda fotosentez yapabilir. Bu sayede turgor basınçlarını arttırıp azaltarak, stoma açıklığının açılıp kapanmasını sağlarlar.

Ancak, gece fotosentez olmadığı için solunumla açığa çıkan CO2 kullanılamaz ve stoma hücrelerinde birikir.

CO2 asit özelliği gösterir. Bunun için bitki hücrelerinin sitoplazması gece asidik, gündüz ise bazik özelliktedir.

Çünkü, CO2 suda çözünerek karbonik asit (H2CO3) meydana gelir. Bu asit, ortam sıvısının asit özellikte olmasına sebep olur. Aynı durum insan kanında CO2 nin taşınmasında da söz konusudur.

Gerek sitoplazmada, gerek insan kanındaki CO2 oranı artınca;

CO2 + H2O ® H2CO3 (karbonik asit)

denklemi oluşmakta, bu ise ortamın pH sını asidik hale getirmektedir.

Sorudaki verilere göre II, III ve IV de ortamda CO2 birikimi olmaz. Çünkü, ya fotosentez oranı yüksek, ya da solunumla dengededir. Yalnız I. durumda fotosentez durduğundan ve solunum devam ettiğinden ortamda CO2 birikimi olur.

Cevap – A








5.

I. İnorganik elementlerden organik molekül sentezleyebilme

II. Kendine özgü molekülleri sentezleyebilme

III. Yapılarındaki karmaşık organik molekülleri temel organik yapıtaşlarına ayırabilme

Yukarıdakilerden hangileri ototrof ve heterotrof canlıların ortak özelliklerindendir?

A) Yalnız I                 B) Yalnız II                   C) Yalnız III

D) I ve II                    E) II ve III

1996-ÖSS








5.

İnorganik maddelerden organik maddeleri sentezlemek ancak ototrof canlılara özgüdür. Bunlar fotosentetik ya da kemosentetik canlılardır.

Kendine özgü molekülleri sentezlemek her canlının ve her canlı hücrenin özelliğidir. Örneğin, kendine özgü proteinleri her hücre sentezler.

Yine her canlı ve her canlı hücre, iç ortamındaki organik molekülleri parçalayabilir. Bununla fermentasyon, solunum ve hücre içi sindirim gerçekleştirilir.

Cevap – E








6.

 

Aşağıdaki grafik, insanda uzun süreli açlıkta vücuttaki yağ, protein ve karbonhidrat miktarlarının değişimini göstermektedir.

"

Bu grafikte, yağ, protein ve karbonhidrat miktarlarının değişimini gösteren eğrilerin numaraları aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Yağ          Protein         Karbonhidrat

A)           III                   II                   I

B)            II                  III                   I

C)            II                    I                   III

D)             I                  III                  II

E)             I                    II                 III

1998-ÖSS








6.

Bir insan, açlık sırasında, ilk olarak depo glikojenini kullanır. Sonra yağların yıkımı artar. Proteinler ise en son olarak tercih edilir. Çünkü proteinler bir depo maddesi değil, bir yapı maddesidir. En çok kaslarda protein bulunur. Organizma çaresizlikten dolayı kaslarını yıkıma uğratır.








7.

Hücrenin oksijenli solunumu ile ilgili,

I. Oksijenli solunum sonucunda çıkan karbondioksitin oksijeni, kullanılan glikozun yapısındaki oksijendir.

II. Oksijen, glikozun yanmasını sağlar.

III. Oksijen, oksidatif fosforilasyonun son aşamasında kullanılır.

yargılarından hangileri doğrudur?

A) Yalnız I                   B) Yalnız II                     C) I ve II

D) I ve III                     E) II ve III

1998-ÖSS








7.

Glikozun parçalanmasını sağlayan oksijenli solunumun özeti aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.

"

• Görüldüğü gibi, açığa çıkan CO2 lerin oluşabilmesi için glikozdan başka bir molekül tüketilmez. Yani CO2 deki oksijenler glikozdan gelmektedir.

• Oksijenin kullanıldığı kısım ETS nin son basamağıdır. Bu kullanım sonucu H2O oluşur.

• Oksijen glikozun inorganik bileşenlerine parçalanması için gereklidir. Ancak, glikoz ile doğrudan reaksiyona girmez. Bunun için, bu olay doğrudan bir yanma sayılmaz.

Cevap – D








8.

Hücrelerde gerçekleşen,

I. Bir molekül glikojenin CO2 ve H2O ya yıkımı

II. Bir molekül ATP nin ADP ye yıkımı

III. Bir molekül glikozun etil alkol ve CO2 ye yıkımı

IV. Bir molekül glikozun CO2 ve H2O ya yıkımı

olayları, aşağıdakilerin hangisinde, en az enerji üretilenden en çok enerji üretilene doğru sıralanmıştır?

A) I – III – IV – II             B) I – IV – II – III            C) II – III – IV – I

D) III – I – II – IV              E) IV - II - III - I

1999-ÖSS








8.

Enerji üretimiyle ilgili dört olayı ayrı ayrı irdeleyelim.

I. olayda oksijenli solunum olup, glikojendeki glikoz sayısı x 38 ATP lik enerji kazanılır.

II. olay ise sadece 1 ATP nin sentezidir.

III. olay bir fermantasyon olup, net 2 ATP lik enerji kazanılır.

IV. olay oksijenli solunum olup, net 38 ATP lik enerji kazanılır.

Buna göre, enerjinin en az üretildiği olay II ve enerjinin en çok üretildiği olay I dir.

Cevap – C








9.

Aşağıdaki şemada, oksijenli solunumda gerçekleşen olaylardan biri olan, mitokondrilerde elektronların aktarılması gösterilmiştir.

"

Bu şemadaki bilgilere göre, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Elektron tutucuları, her seferinde gelen elektronu bir sonrakine aktarıp indirgenmiş olarak kalır.

B) Elektron tutucuları arasındaki elektron aktarımlarında kaybedilen elektron enerjisi ATP de depolanır.

C) Elektronların kaynağı, Krebs devrinde, besin maddesinden ayrılan hidrojenlerdir.

D) Oksijen, en düşük enerjili elektronları alarak indirgenir.

E) Bu olay gerçekleşirken besin ve oksijen tüketilir.

2000-ÖSS 








9.

Elektron taşıma sistemini oluşturan elektron tutucular, yakaladıkları elektronları bir sonrakine aktararak yükseltgenirler. Böylece yeni bir elektron alabilecek konuma gelirler. Son elektron alıcısı oksijen olup, H+ iyonları ile birleşerek nötrleşir ve H2O yu oluşturur. Bunun için A seçeneği yanlıştır.

Olayın bütünü düşünülürse, besin ve oksijen harcanır.

Cevap – A








10.

Karbon atomları işaretlenmiş glikoz molekülü verilen bir kobayın dokuları, bu işlemden 24 saat sonra incelendiğinde, dokularda, aşağıdaki moleküllerden hangisinin ağır karbon taşıması beklenmez?

A) Temel amino asitlerin

B) Gliserolün

C) Glikojenin

D) Yağ asitlerinin

E) Karbon dioksitin

1998-ÖSS 








10.

Hayvanlar ototrof organizmalar değildir. Dışarıdan organik besin almak zorundadırlar. Ancak aldıkları bazı organik besinleri, diğer birçok organik moleküle dönüştürebilirler.

Bu yöntemle gliserol, yağ asitleri, glikojen sentezini başarırlar. CO2 zaten her organik madde çeşidinin solunum ürünüdür.

Hayvanlar ve insanlar 20 çeşit amino asitin hepsini sentezleyemezler. Sentezlenemeyen ve hazır alınması gerekenlerine “temel (esansiyel) amino asitler” denir.

Sonuç olarak, bir kobay glikozu kullanarak temel amino asit üretemez.

Cevap – A









Metabolizma Çıkmış Sorular ve Çözümleri

Metabolizma ile ilgili Çıkmış Sorular ve Çözümleri:
Metabolizma konusuna hakim olmak ve sınavlarda daha çok iyi bir sonuç almanız için sayfamızda konu ile ilgili geçmiş yıllarda YGS, LYS, ÖSS, ÖSS-2, ÖYS'de Çıkmış Sorular ve Çözümlerini bir araya getirdik. Derscalisiyorum.com Türkiye'nin En Büyük Eğitim Portalı.

Metabolizma 


1.


Bir araştırmacı, şekildeki gibi iki termos hazırlayıp, oda sıcaklığında bırakıyor ve 24 saat sonra termometrelerin gösterdiği sıcaklıkları karşılaştırıyor.



Araştırmacı, bu deneyi neyi öğrenmek için yapmış olabilir?

A) Ortam sıcaklığının solunumu nasıl etkilediğini

B) Termosların belli bir zaman sonunda kaybedeceği ısı miktarını

C) Tohumların çimlenmesi için ne kadar sıcaklık gerektiğini

D) Hangi tohumun daha çok CO2 çıkardığını

E) Çimlenme sırasında hangi tohumdan daha çok ısı oluştuğunu

1983-ÖSS








1.

Bu düzenek ve hazırlanan şartlar kontrollü deney olduğunu gösteriyor. Çünkü;

1. Tohumların miktarları aynı

2. Tohumları aynı zamanda çimlendiriliyor

3. Eşit termoslara bırakılıyor.

4. Ortam sıcaklıkları aynıdır.

Buradan bütün bunlar aynı iken tohumların cinsleri farklıdır ve çimlenmedeki açığa çıkan ısıları termometre ile tespit ediliyor.

Dolayısıyla tohumların karşılaştırılması söz konusudur. Diğer seçeneklere bakarsak;

A) Ortam sıcaklığı her ikisini aynı derecede etkiler.

B) Termoslar bir süre sonra ısı kaybetmez, ısınır.

C) Sabit oda sıcaklığı olduğu için tohumların çimlenme ısıları bilinemez.

D) Hangi tohumda daha çok CO2 çıktığını termometre ile tesbit edemezsiniz.

Bunun için en uygun tespit olarak farklı tohumların çimlenmede oluşturdukları ısının ortamın sıcaklığını artırdığını görüyoruz. Deney bu amaçla yapılmıştır.

Cevap – E








2.

Bir insanın, belirli bir süre içinde, sadece canlılığını sürdürmek için kullandığı enerji miktarını belirlemede, aşağıdakilerden hangisi en uygun yoldur?

A) Alınan besinlerin toplam kalori değerinin hesaplanması

B) Hareket halinde iken vücut sıcaklığının ölçülmesi

C) Dinlenme anında kullanılan oksijen miktarının ölçülmesi

D) Uyuma sırasında kalp atış sayısının ölçülmesi

E) Bir hareketin yapılması için gereken kalori miktarının hesaplanması





2.

Canlılığın sürdürülebilmesi, yani aktif faaliyet yapılmadan tüketilen enerji miktarının ölçülmesi bazal metabolizma olarak adlandırılır.

Bunun ölçülmesinde en uygun yöntem vücut ısısının oluşmasını sağlayan oksijen miktarıdır. Oksijen, besin monomerlerinin parçalanmasını sağlar. Dolayısıyla organik moleküllerin yapısındaki enerjinin bir kısmı (% 40 lık) ATP enerjisine, bir kısmı da (% 60 lık) ısı enerjisine dönüşmektedir. Bu enerjiler metabolizmanın düzenli yürütülmesini ve vücut ısısının ayarlanmasını sağlar.

Cevap – C








3.

Çok hücreli organizmaların hücrelerinde gerçekleşen özümleme ve yadımlama için aşağıdaki durumlar söz konusudur.

I. Özümleme > Yadımlama

II. Özümleme = Yadımlama

III. Özümleme < Yadımlama

Vücutta büyümenin gerçekleştirilmesi için, genel metabolizmanın yukarıdakilerden hangisinde belirtildiği gibi olması gerekir?

A) Yalnız I                  B) Yalnız II                  C) Yalnız III

D) I ve III                   E) II ve III

1990-ÖSS








3. 

Çok hücreli organizmaların hücrelerinde olan olaylar genel olarak metabolizma olarak adlandırılır. Ancak 2 kısma ayırmak gerekir.

Özümleme; yapım, anabolizma, asimilasyon gibi kelimelerle de adlandırılabilir. Bu olay hücrenin kendi ihtiyacına bağlı olarak küçük moleküllü maddelerden daha büyük moleküllü veya kendine özgü moleküllerin sentezlenmesidir. Protein, yağ, nişasta, glikojen ve hormon sentezi yapım reaksiyonlarının fazla olması hücrenin büyümesini ve bölünmesini kolaylaştırmaktadır.

Yadımlama ise yıkım, katabolizma ve disimilasyon olarak da kullanılmaktadır. Yadımlama ise büyük müleküllü maddelerin daha küçük moleküllü maddelere parçalanmasıdır.

Buna göre büyümenin olabilmesi için anabolizmanın, katabolizmadan büyük olması gerekir.

Cevap – A








4.

Şekildeki gibi bir düzenek hazırlanarak kavanoza bir fare konmuş ve belirli bir süre beklenmiştir.



Deneyde, bu süre içinde aşağıdaki değişmelerden hangisi gerçekleşmez?

A) Kavanozdaki nem miktarının artması

B) Kavanozdaki hava basıncının değişmesi

C) Kavanozdaki oksijen miktarının azalması

D) CO2 tutucunun [Ca(OH)2] saydamlığının kaybolması

E) Cam borudaki renkli sıvının 18 yönüne doğru ilerlemesi

1998-ÖSS








4.

Farenin çıkardığı CO2 nin tamamı Ca(OH)2 tarafından tutulur. Fare ortamdan O2 aldığına göre, ortamın basıncı azalır. Bunun sonucu olarak renkli sıvı “0” yönünde ilerler.

Solunum sonucu ortama su buharı verileceği için ortamın nemi artar. Ca(OH)2 ile CO2 birleşince bulanıklık meydana gelir. Bunun nedeni ortamda oluşan Ca(CO3)2 kristalleridir.

Cevap – E








5.

Aşağıdaki birinci şekildeki gibi civa dolu bir tüpe, çimlenmekte olan ve yeşil olmayan tohumlar yerleştiriliyor. İki gün sonra bu tohumların üzerinde, ikinci şekilde görüldüğü gibi bir gaz toplanıyor.



Bu gazın ne olduğunu anlamak için, aşağıdakilerden hangisini kullanmak gerekir?

A) Kireç                           B) Tuz asidi                 C) Oksijenli su

D) Damıtık su                 E) Tuzlu su


1981-ÖSS








5.

Şekil 1′den Şekil 2′ye geçişe dikkat edersek, tohum civa içine konulduğu için, çimlenmesi sırasında solunum (fermantasyon) sonucu karbondioksit (CO2) açığa çıkmaktadır. Açığa çıkan CO2 tüpün üst kısmında birikir.
Bu açığa çıkan CO2 nin belirleyici ayıracı kireç suyudur.

Bu kireçli su ile CO2 birleştiği zaman bulanıklık meydana gelir ve kabın alt kısmında hafifçe kirli beyaz renkte tortu oluşur.

Cevap – A








6.

Bir insanın bazal metabolizması ölçülürken aşağıdakilerden hangisine gerek yoktur?

A) Vücut yüzeyinin hesaplanmasına

B) En son besinin ölçme işleminden 12 saat önce alınmasına

C) Ölçme sırasında kişinin tam dinlenme halinde tutulmasına

D) En son alınan besinlerin kalori değerinin hesaplanmasına

E) Ölçme sırasındaki ortam sıcaklığının saptanmasına

1988-ÖSS








6.

Bazal metabolizma canlıların dinlenme sırasında ihtiyaç duydukları enerjinin elde edilmesini sağlayan minumum
(en az) seviyede gerçekleştirilen metabolizmadır. Bu olay canlının vücut yüzeyine, yaşına, kişinin dinlenmesine ve ortamın sıcaklığına bağlıdır.

Bazal metabolizma ölçümünde besinlerin 12 saat önce alınmasına dikkat edilir. Çünkü besinlerin kana geçtikten sonra normal düzeye gelmesi gerekir. Ayrıca vücut yüzeyi genişledikçe vücuttan ısı kaybı artar. Kaybolan ısıyı telafi etmek için metabolizmanın hızlanması gerekir.

Cevap – D