Ergün Diler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ergün Diler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Mücadelemiz bunlarla! İşler dışarıdan görüldüğü gibi değil. (mutlaka okuyun ve paylaşın)

Etrafimiz da olup bitenler kim kimdir kim degildir

25 Ağustos 2013…Bölgede, yaşananlar umutsuz olmak için yeterince neden oluştururken uzaklardan gelen bir ses ümidimi her zamankinden daha fazla yeşertti! Bir eli Dolmabahçe’de, bir eli ise Beyaz Saray’da olan dostum çok ilginç şeyler söyledi. Herşeyi oturduğu koltuğundan izleyen dostum bu kez her zamankinden fazla konuştu! Belki de ben ilk kez onu bu kadar konuşturabilmiştim!
Bilemiyorum. Ama ben konuşurken heyecanlandım. Bakalım sizler okuyunca ne hissedeceksiniz!
Her yerde bulunmayacak kadar önemli biri olduğunu daha önce yazmıştım. Çok ama çok özel biriydi! Neyse.
Sözü uzatmaya gerek yok! Kararı siz verin. İşte soru ve cevaplar.
Terör konusunda hangi noktadayız?
Barış süreci, Hükümet ve Öcalan tarafından bitirilmedikçe sorun yok. Daha önce de belirttiğim gibi, Neo-PKK bu süreci bitirmek için operasyon yaptı. Birçok bölgede

çok ağır kayıplar verdi. Yine gelirlerse aynı kayıpları verecekler. Askerin hazırlığı tam! Gelemiyorlar!

Neden gelemiyorlar?
Çünkü daha önce PKK için evlerini açan köylüler şimdi kapıyı kapattı! Öcalan için sürece tam destek veriyorlar. Evler açılmadığı sürece PKK’nın operasyonları etki yapmaz.
Saldırıp Irak’a kaçan kaç grup gördün!

Süreç nasıl gidiyor peki?
Süreçte tıkanıklık yok. Ağır ilerlemesi konusunda hem Ankara hem de Öcalan rahatsız. Ancak bunların hiçbiri alınan yolu “yok” sayamaz. Süreç 2014 Şubat ayında yüzde 80 başarıya ulaşacak. Neo-PKK için en büyük sorun, Öcalan’ın Hükümet’e verdiği özel bilgiler. Bu onlara ağır darbe oldu.
Kıvranmalarının nedeni bu!

Açar mısınız biraz?
Para konusunda büyük bir zorluk içine girdiler. Neo-PKK, Öcalan’a bu nedenle çok tepkili. Öcalan’ın Barış için verdiği şifreleri sadece bizim devletimiz biliyor! Batılı devletler çok ama çok rahatsız!

Taksim olayları için ne dersiniz?
Gezi eylemleri, sürecin bitme ihtimaliydi…
Başarılı olunsaydı BARIŞ falan kalmayacaktı.
Tam aksine Güneydoğu’da Mehmetçik kayıp verseydi bu kez Gezi’ye gerek kalmayacaktı!

Sizce tehlike geçti mi?
Şimdi yeni dönem, özellikle 4 üniversite ve 2 kolej, “Gezi eylemlerini” sıcak tutmak için çalışacak. Hepsinin bilgisi devlette var! Bu konuda özel eğitmenlerle gerekli çalışmaların yapıldığını biliyoruz. Okullarda düzenlenecek paneller ve başka etkinliklerle geniş kitlelere yaymak için uğraşacaklar! Birçok konuda sokağa çıkılacak. Ancak bunun ters tepme ihtimali de var. Çünkü “Erdoğan bu süreçte güç kazanırsa!” diye endişeleri de var!

Üçüncü Havalimanı için “Çok önemli” demiştiniz!
Evet! Kanalİstanbul ve 3. Havalimanı İngiltere ve Almanya merkezli tepkilere neden oldu. Ancak Fransa’yı da bu listeye dahil etmelisin.

Yani?
3. Havalimanı için başvuru isteyen toplam 4 şirketin sonu kötü oldu. 2 İngiliz, 2 Alman…
Bu şirketler artık yok. İflas ettiler bile. Kraliyet ailesi ve Alman derin devleti, bu 4 şirketi bitirdi.

Ankara her olan biteni izliyor mu?
Ne sandın! Bak yakın zamanda Dolmabahçe’de çok önemli bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda “ülkesine değer veren” ve “başka ülkelere çalışanların” listesi masaya yatırıldı. İkinci şıkta yer alanlar için zor süreç başladı. Biraz beklersen neler olacağını görürsün! Zaten işaret fişekleri hala havada!

Nasıl bir plan düşünüldü? Çok ağır darbeler olacak. Onlar darbe aldıkça, “Gezi” sürecinde Türkiye ve Erdoğan aleyhinde yayın yapan Türk ve Avrupalı medyanın sesleri artacak. İkinci raund yaşanacak! Ama bu kez canları yanan onlar olacak! Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hafife almanın bedelini ödeyecekler!

Kemal Derviş yine ortalara çıkmaya başladı! “Küresel sermayenin yeni oyun arayışı” diyebilir miyiz?
Bak, büyük devletler, yönetmek istedikleri ülkenin vatandaşlarını alır, eğitir ve bir gün o ülkeye gönderir. Kemal Derviş’e de bu gözle bakmalısın. Anne ve babası, adı veya soyadı Türk olabilir. Hatta Türk pasaportuna da sahiptir. Ancak O, ABD beyni ile düşünür ve hareket eder. Böyle adam çok! Aynı şekilde Avrupalı gibi düşünen de…

Peki Türkiye ne yapıyor?
Pentagon’da üst düzey görevli bir dostum vardı! Emekliliğinden sonra Türkiye’ye yerleşti.
Ölümünden birkaç ay önce bir araya geldik. Onun Pentagon’da 20 yıl boyunca Türkiye adına çalıştığını öğrendim.
Türkiye’nin adamıydı. Şaşırmıştım!
Arkadaşımdı ama ben bile bize çalıştığını bilmiyordum! Bugün de ülkemiz adına çalışan, Amerikan pasaportu olan, ailesi Amerikalı birçok kişi var. Herhalde “Kim bunlar?” diye sormayacaksın!

Bir küçük örnek olmaz mı?
Birini çok iyi biliyorum. İnanılmaz bir yerde!
Çok etkili işler yapıyor! Sorun bu değil! Sorun onların içimize yerleştirdiği adamlarla mücadele… Bizim dışarıda çok adamımız var!
Ama onların da var! İçerisini hallettiğimizde problem küçülür. Ama dediğim gibi çok değişik yerlerde kontakları bulunuyor!
Bazılarını söylesem şaşırırsın! Biz takipteyiz!
Son ana kadar izliyoruz! Bilmediklerimiz de vardır haliyle! Nasıl ki onlar bizi bilmiyorsa!

Suriye, Esad ne olacak?
Suriye konusunda zor bir süreçten geçiyoruz! Bizi Suriye ile savaşa sokmak için oynanan oyunlar hala sürmekte. Ancak ısrarla bu oyunlara düşmüyoruz!

Yanıbaşımızda olan bir savaş! Neresindeyiz biz?
Suriye ile ilgili yapılan en kapsamlı rapor MİT’te… ABD o rapora ulaşmak için büyük çaba harcadı ama başaramadı. O raporda, Suriye’de 1850 grubun olduğu gerçeğinin detayları var. O detayları ben de merak ediyorum açıkçası! Ama her şey MİT’in elinde!
Avrupalılar ve Amerikalılar olayın peşinde!
Bölgede yenilmeye alışık değiller ne de olsa!

Sadece Türkler mi biliyor yani?
Amerika da 1850 farklı grubun olduğunu öğrendi ama hepsiyle irtibatta olan sadece MİT. Bu da bölgede ne kadar güçlü olduğumuzun bir kanıtı. Bu grupların her biri farklı düşünüyor.
Ancak hepsi gelecekte Türkiye ile sorun yaşamamak için MİT’e karşı olmamaya dikkat ediyor! Bize karşı bir tek grup var, o da Esad ve askerleri.

Snowden olayı nedir? Spy Game mi?
Snowden olayının Wikileaks, Anna Chapman olaylarından bir farkı yok. Snowden öyle söylendiği gibi çok özel bilgilere de sahip değil. İngiltere ve Amerika’nın bir oyunu! Gündem Snowden’la meşgul olurken, Amerika’da “yasalaşan” birçok konu var. Snowden’ı o kadar büyütmeyin. Amerika’da sahne değişiyor, bunu da Snowden’la gizlemeye çalışıyorlar!

Obama-Erdoğan-Putin denkleminde değişiklik var mı?
Obama-Putin-Erdoğan birçok konuda aynı düşünüyor. Bazen Şi Cinping de bunlara katılıyor! Tabii farklılıklar da var.
Erdoğan’la Cinping’in ayrıldığı en önemli konu Doğu Türkistan. Oradaki Türkler’in sorunları konusunda Şi Cinping, farklı düşünüyor. Hatta karşılık olarak “Siz de Kürtler’e özerklik verin” dedi.

Rusya ile temaslarda zafiyet var mı?
İyi lider, iyi satranç ustası gibidir. Putin de Erdoğan da böyle isimler! Bizim de onların da güçlü olduğu taraflar var! Rusya’nın Lazkiye ve Tartus gibi 4 üssü var. Bunlara sarılmış durumdalar!

Sorun mu bunlar?
Türkiye, bunun 2′ye düşmesini istedi.
Putin önce kabul etti ama Amerika’nın bölgedeki üstünlüğünü düşününce, vazgeçti.
Çünkü Putin, Esad sonrası ülkenin Türkiye tarafından kontrol edileceğini bilecek ve görecek kadar deneyimli ve akıllı bir lider!

Obama ile Erdoğan’ın arası nasıl?
Obama ve Erdoğan, çok yakın iki dost.
Ancak iki dostun da ortak düşünemeyeceği durumlar olabilir. Erdoğan Türkiye’de, Obama’nın Amerika’da olduğundan daha kuvvetli. Erdoğan’ı asla yalnız bırakmayacak bir güç var.

Amerika’da Erdoğan’a destek olan bir güç var mı?
Cumhuriyetçiler’e yakın olan ve Stratfor’da görevli Türkiye uzmanları, Erdoğan hakkında sürekli araştırma yapıyor. Maalesef bu sonuçlar, DERİN AMERİKA’yı üzüyor. Çünkü Erdoğan’a farklı bir destek var. Bunun kaynağını bulamıyorlar. Adını bilmediğin kasabalarda bile Erdoğan soruluyor. Emin ol bizim ülkemizde böylesine gizli ve detaylı araştırma yapan yoktur! Bu grup çıldırmış durumda! Senin de söylediğin gibi KÜRESEL DENGE de Erdoğan çok önemli bir aktör!

Mısır ve Suriye desem!
Kahire, yani Mısır, bizim için Suriye’den çok daha önemli! Onu kaybetmek istemiyoruz!
Çünkü onu kaybedersek, zorla kazandığımız ülkelerin DOMİNO etkisiyle elden çıkma ihtimali doğar! Her yerde varız! Ve çok ciddi asılıyoruz!

Şimdiki PAPA’nın İstanbul’a geldiğini söylemiştiniz! Biraz ayrıntı verir misiniz? Çok soru alıyorum bu konuda!
Daha önce Papa’nın Türkiye’de konferans verdiğini anlatmıştım. Bu konu çok derin bir alan! Sana şu kadarını söylemek istiyorum:
Vatikan’ın, 2003 ve 2004 yıllarında nişan verdikleri Türkler’i araştır. Bak bakalım PAPA kimleri kutsamış! Herkesin ayrı bir rolü var!
Hepsi de çok önemli bir çalışmanın parçası!
Mücadelemiz bunlarla! İşler dışarıdan görüldüğü gibi değil. Şuna emin ol; hiçbir ülke Türkiye kadar hedef değil! Hem içeride hem dışarıda savaşıyoruz! Büyük Türkiye’yi kurmak kolay değil! İnanç ve azmin zaferi olacak!

NOT: Dostum çok daha önemli konularda çok ama çok önemli şeyler söyledi! Ama söz verdiğim için bunları yazabiliyorum! Ama beklenen birtakım gelişmelerden sonra konuşulanları SANSÜRSÜZ yazacağım! Sözünü aldım!




Ergün Diler : Suriye ve MİT
Takvim

8 Ağustos 2013 Perşembe

İngilizlerin Şifresi Anıtkabir hakkında zerre bilgisi olmayanlarin mutlaka okuması lazım.

İngilizlerin Şifresi (Anıtkabir hakkında zerre bilgisi olmayan kemalistlerin mutlaka okuması lazım....iki ,fotoğraflardaki kolon sayısını sayabilirsiniz

Başlık bize aittir..! yalan yazan tarih utansin

"Biz sizin ATA'nızı, Kralımızın yaptırdığı binanın bir benzeri içinde ağırlarız. Londra'nın, Ankara'ya hakimiyetini de dünyaya gösteririz!"

08 Ağustos 2013

İngilizler'in şifresi
Ergenekon gibi çok önemli bir davanın kararları haliyle herkesin dilinde. Devlet kendine yeni bir yol açarken, engel olmaya çalışanların bir kısmı etkisiz hale getirildi! Cezalar ne kadar büyük de olsa unutmamak gerekir ki Ergenekon'a can veren PARANIN sahipleri hala dışarıda!
Bizim tanık olduğumuz kısım sadece BARONLARI geri adım attırmaktan ibaret! Hiçbir darbe ya da senaryosu arkada BARONLAR olmadan hayata geçirilmez! Askerin kışladan çıkması ilk adımdır! Ancak uzun bir yolun sorumluluğu sermayeye aittir! Geçmişe bakıldığında İSTANBUL sermayesinin destekçi olduğu çok rahat görülür! Zaten ANADOLU'da para olmadığı için yapacak bir şeyi yoktu! Kaderine razı olup beklerdi! Ama 2002'den sonra AK Parti'nin PARA politikası BARONLARI ürküttü! Gelen Arap parası, askerin kışladan çıksa da bütün mekanizmayı ele geçiremeyeceğini ve piyasaya BARONLARIN hükmedemeyeceğini ortaya koydu! Her darbeden sonra Türkiye'nin hem dış politikası hem de para politikası değişti!
Bundan kazananlar da darbeye alkış tutanlardı!
İngiliz aklı böyleydi! Geniş düşünür zamanı geldiğinde düğmeye basardı!
Gelin bugün farklı bir örnek üzerinden gidelim... Dan Brown'luğa soyunalım...
Amerika'nın en eski 5. üniversitesi Columbia'dır! New York'un ise en eskisidir!
Amerika Birleşik Devletleri kurulmadan temeli atılmış ve hayata geçirilmiştir! İstanbul, Umman, Pekin, Paris, Bombay, Santiago ve Nairobi'de merkezleri bulunmaktadır!
Üniversite İNGİLİZ KRALI II. GEORGE tarafından 1754 yılında kuruldu. İlk ismi KRALIN OKULU (King's College) idi...
Amerikan bağımsızlık savaşının ardından bu isim değiştirilip COLUMBIA oldu!
Burası öyle bir okuldur ki etkisi küresel olarak hissedilir! PULITZER ödüllerini her yıl burası belirler! En çok NOBEL kazanan akademisyen buradadır! Sadece bu kadar mı?
Elbette hayır!
Mezunları arasında 20 dolar milyarderi ki hepsi hayatta, 25 OSCAR ödüllü sanatçı, 29 Devlet Başkanı ve 3 Amerikan Başkanı çıkarmıştır!
Columbia College erkek, Barnard College ise kız öğrencileri kabul eder!
Diplomaların hepsinde Columbia yazar!
Buradan mezun olup Türkiye'de başarılı işlere imza atan tanınmış hanımlar vardır!
Bu üniversite New York'a hayat vermekle kalmaz, destek verdiği öğretmen okullarıyla ve yetiştirdiği cerrahlarla ülkenin anahtarını elinde tutar! İnsana önem verir!
Orhan Pamuk, Kemal Derviş ve Mehmet Öz burada GÖREV almış ender Türkler'dendir! Seçkinci okul olma yapısı ismi değişse de sona ermemiştir! Kralın izleri her yerde mevcuttur! Dediğim gibi okul Amerika'dan önce vardı!
Dünyaya ün salan okulun MOTTOSU çok ilginçti:
In lumine Tuo videbimus lumen...
Latince bu cümle ZEBUR'dan alıntıdır!
SENİN NURUNLA NURLANACAĞIZ anlamına gelmektedir!
Neyse; derdim okulu tanıtmak değil, konuyu Türkiye'ye taşımak!
Ve İngilizler'in ne kadar akıllıca ilerlediğini göstermek!
Tabi bunu burnumuzun dibine kadar getirip bizden saklamaları da ayrı bir başarı hikayesi!
Uzatmayalım...
Mustafa Kemal Atatürk vefat ettikten sonra mezarının nerede ve nasıl olacağı çok tartışıldı. 9 Ekim 1944'te eski ismi RASATTEPE olan mevkide anıt mezarın temeli atıldı. 1953'e kadar yapım çalışması sürdü. Proje için başta yabancı adaylar öne çıksa da içeriden yükselen tepkiler sonucu yerli mimarlar da yarışma kapsamına alındı! Tarafsız bir jüri kuruldu. Yarışmaya 27 yabancı 20 yerli mimar katıldı. Sonuçta ilk 3 belirlendi! Tannenberg Anıtı'nı yapan Prof. Kruger, Prof. Foschini, Prof. Emin Halid Onat ile Doç. Dr. Ahmet Orhan Arda'nın projeleri öne çıktı!
İki Türk'ün yaptığı eserin ULUSAL konuyu daha iyi anlattığına hükmedildi ve yabancılar elendi!
Çok tartışılan anıt mezar Atatürk'ü bağrına bastı. İnönü ile başlatılan süreç sonucu ortaya çıkan ESER gariptir COLUMBIA Üniversitesi'nin ön kapısının aynısıydı!
Yani İngiliz Kralı'nın çok önceden yaptırdığı mimari yıllar sonra Atatürk'ü ağırlayan anıt mezara ruh veriyordu! Kolon sayısı ve aralık mesafesi bile aynıydı!
Belli ki büyük bir tesadüf yaşanmıştı!
Mimarlarımız ya da esinlendikleri kişi ve kurumlar bu benzerliği atlamıştı!
Kimsenin "Biz sizin ATA'nızı, Kralımızın yaptırdığı binanın bir benzeri içinde ağırlarız. Londra'nın, Ankara'ya hakimiyetini de dünyaya gösteririz!" dediği yoktu!
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika; hem Avrupa'ya hem Türkiye'ye gelirken, İngilizler'in içerideki BARONLAR üzerinden böyle bir eylemi oldu mu bilemiyorum! Bilen var mı, onu da bilemiyorum!
Yoksa özel defter uygulamasından asker yürüyüşlerine kadar iki eser arasında büyük benzerlikler var!
Sahi Atatürk için o eserin yapılmasına kim karar verdi?
Neden bu seçildi?
Herkese hayırlı bayramlar...
Duanızı esirgemeyin...

NOT: Kim bilir belki Ergenekon'la İngiliz hakimiyeti bitiyordur!

Ergün Diler/Takvim

Fatihin Torunları