UĞUR KORKMAZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UĞUR KORKMAZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2013 Salı

Fizikçi Kimdir


  Fizikçiler olup olmadık yerde olup olmadık zamanlarda bir gerçeğin nedenini, nasılını,oluşum sürecini,şartlarını düşünüp onu çözmeye çalışırlar . Kafaları daima problemlerle meşguldür. Onlar için somut gerçekleri incelemek daha eğlencelidir.Çünkü onları bir şekilde kanunlarla ifade edebilirler, formülize edebilirler, matematiğe dökmek isterler. 

Bir formülü görüp onun ne demek istediğini anlamaya çalışmayan bir fizikçi yoktur. Gördükleri bir formül onlar için adeta dile gelmiş bir çocuk gibidir. Öte yandan sevgi gibi, mutluluk gibi soyut kavramları bu şekilde anlatmaya çalışmak nafiledir. Zaten başarısız olunacağı kesindir. Onun için, akışına bırakıp, sadece hissetmeyi tercih ederler. Örneğin, Newton elmanın ağaçtan düştüğünü görmüş ve merak etmiş. Şimdilerde bu kavramı bir kanun olarak bildiğimizden, bize komik gelmesi kesin bir soruyu yöneltmiş kendisine. Elma niye yere doğru düşüyor, niye yukarı gitmiyor. Oturmuş ve bunun üstüne kafa yormuş. Elde ettiği bulguları ifade edebilmek için diferensiyel denklemleri ilk olarak o kullanmış. Oysak idi elmanın düştüğünü görüp, alsa, onu bir güzel mideye indirse, tadından aldığı keyifle mutlu olsa da kafasını bu kadar yormasa ne kadar basit olurdu değil mi? Bir diğer örnek Arşimed. Bu zatı muhterem rivayet odur ki hamamda taslarla oynarken suyun kaldırma kuvvetini bulmuştur. Bre adam ne kafayı yoruyorsun bunlara. Ne güzel sıcağı görmüşün ,suyun içindesin, gevşe rahatla kirinden pasından bir arın, kendine gel, gevşe rahatla. Ama yok illa bişiler düşünecek işte. Üstelik rivayet odur ki bulduğu bu gerçeğin heyecanıyla dışarıya anadan üryan çıkmıştır. Düşünün artık kendisini  mevzuya ne kadar kaptırmış. Gene tekrarlıyorum fizikçiler çok sıkıcı insanlardır ve partilere çağrılmamalarının sebebi budur. Bu yüzden davetli listelerinin başlarında yer bulmazlar. Eğer bir fizikçi bir davetiyete listesinin en başındaysa muhtemelen bu bir parti değil konferansdır. Hiç bir partiye çağırılmadıkları için kendilerine gelen bu davetleri asla geri çevirmez, gerekirse katılamak için dünyanın öbür ucuna kadar giderler. Bu bir 

konferans bile olur...

UĞUR KORKMAZ

http://akademikfizik.blogspot.com/2012/06/fizikci-kimdir-hazrlayanugur-korkmaz.html

27 Mart 2013 Çarşamba

Fiber Optik Teknolojisinde Kayıplar


Neden Fiber kullanıyoruz?
Fiber optik kablolarda kayıpları incelemeden önce neden fiber teknolojisine ihtiyaç duyuyoruz,
bunun iyice incelemek gerekiyor. Biz burada kayıplardan söz edeceğimiz için kısaca bu konuda 
bilgi vermek istiyorum. Bunları Optik İletim Sistemlerinin Diğer İletim sistemleri karşılaştırarak verirsem daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Yüksek Hızda İletim Sağlanması
- Uzun Yineleyici (Tekrarlayıcı ) Aralığı
     1 MHz'lik işaret için gücün yarıya düştüğü uzaklık;
      Bakır iletkende              250 m
      Eşeksenli iletkende      1.000 m
      Tek Modlu fiberde      10.000 m
Bunu Grafikle gösterirsek daha anlaşır;

Bir Silindir İçinde Yansıma

Yüzeydeki kusurlar nedeniyle sızıntı
Çözüm - Optik Kaplama

 



Koruyucu Kaplama
Saçınımın Etkisi







BAĞLAŞIM  KAYIPLARI
1) Yansıma  Kayıpları
2) Hizalama  Kayıpları
3) Fiber Uç Yüzeylerinin Düzgün Olmayışından  
     Kaynaklanan Kayıplar
4) Optik ve Geometrik Uyumsuzluk Kayıpları


YANSIMA KAYIPLARI
 Yansımalar fiberin sonunda var olan kırılma indisindeki değişimden kaynaklanır.

bu ortamlar arasındaki bir ara yüzeyde (güç) 
Fresnel yansıma katsayısı,
İle verilir.
HİZALAMA  KAYIPLARI
En büyük kuplaj verimini elde etmek için iki fiber özü arasında mükemmel bir 
hizalama gereklidir.Yanlış hizalamadan kaynaklanan optik kayıplar, 

    - Fiber tipine
    - Öz çapına
    - Optik gücün yayınım modları arasındaki   dağılımına bağlıdır.

Yanlış hizalamadan kaynaklanan optik kayıplar, 

Fiber optik kablo konnektörüne uygulanan
mekanik yük kayıplara yol açar.


Yanlış Hizalama 

üç yanlış hizalama kaybını karşılaştırması
FİBER UÇ YÜZEYLERİNİN DÜZGÜN OLMAYIŞINDAN KAYAKLANAN KAYIPLAR.
Fiberlerin hizalanma problemlerine ek olarak, fiber uçlarının kalitesi ciddi olarak sonucu
 etkileyen bir diğer önemli parametredir. İdealde , fiber uçları düz ve yayılma eksenine dik 
ve yüzeyler bir ayna gibi çok pürüzsüz olmalıdır. Uygun hazırlama teknikleri yapılsa da
 geriyekalan bozukluklar gözlenebilir.Bunlar ; 
¨
    - Yüzey eğikliği
    - İç-dış bükeylik
    - Pürüzlülüktür


OPTİK VE GEOMETRİK UYUMSUZLUK KAYIPLARI
Birleştirilen iki fiberin geometrik ve optik karakteristikleri arasındaki 
uyumsuzluk yüzünden meydana gelir.  Uyumsuzluklara konu olan 
parametreler; 
  
     Öz çapları
     Nümerik açıklık
     Kırılma indisi profilinin biçimi
     Yelek çapları
     Eşmerkezlilik
     Eliptikliktir






FAHRİ AKYOL / FİZİK
UĞUR KORKMAZ / FİZİK

Yararlanılan Kaynaklar:
www.fiberturk.com
www.uretim.meb.gov.tr
www.akademikfizik.net
Prof.Dr. Sedat Özsoy



Radyasyonun Biyolojik Etkileri

Batıya göre 1896'da Fransız fizikçi Henri Becquerel ilk olarak uranyum tuzunun görünmez ışınlar yaydığını fark etmiştir. İki sene sonra Marie Curie ve eşi Pierre Curie uranyum ile deney yaparken benzer ışınlara rastlamışlardır. Bu deneyde polonyum ve radyum oluştuğunu görmüşlerdir ve bu iki elementi ilk keşfedenler olmuşlardır. Polonyum ve özellikle radyum'un daha fazla ışın yaydıklarını gözlemişlerdir. Biz burada radyasyonun biyolojik etkilerinin (zararlarını) aktarmaya çalışacağız. Umarım yararlı olur, yorumlarınız bekliyoruz.
Radyasyonun Zararlı Etkileri
Maruz Kalınan Radyasyonun
MARUZ KALINAN DOĞAL RADYASYON


UĞUR KORKMAZ /FİZİK
MARUZ KALINAN YAPAY RADYASYON
Radyasyon(ışınım): Enerjinin uzayda veya maddesel bir ortam içinde dalga şeklinde yayılmasıdır.
İyonlaştırıcı Radyasyon: Madde ile etkileştiğinde elektrik yüklü parçacıklar veya iyonları oluşturarak iyonizasyon meydana getiren X-ışınları ile radyoaktif maddelerden yayılan alfa, beta, gama ışınları gibi radyasyonlar, iyonlaştırıcı radyasyon" olarak tanımlanır.
İyonlastırıcı Radyasyon Türleri:
üalfa radyasyonu,
übeta radyasyonu,
ügama radyasyonu,
üX-ışınları,
ünötron radyasyonu ve
ükozmik radyasyon



Radyasyon maddenin içinden geçerken değişik zararlara yol açabilir. Zararın derecesi ve tipi radyasyonun tipi ile enerjisine ve ortamın özelliklerine bağlıdır. Radyasyon enerjisinin canlı hücre veya dokular tarafından soğurulması ve bu enerjinin dokulara dağılması ile oluşur. İyonlaştırıcı
    radyasyon, enerjinin dokuya aktarılması ile, hafif bir kızarıklıktan kansere, hatta ölüme kadar varan sonuçlara yol açmaktadır.
         Radyasyonun biyolojik etkisi konusunda, radyasyonun şiddeti, tipi, verildiği süre vb. özellikler ile radyasyona maruz kalan biyolojik yapının özellikleri etkileyicidir.
    Bu çerçevede, biyolojik yapının radyasyonla etkileşimi sonucu,  sınıflandırabileceğimiz iki tür etki ortaya çıkar:
¢
1-Doğrudan Etkileme
İyonlaştırıcı radyasyonun DNA ile doğrudan etkleşmesi sonucunda ortaya çıkan DNA hasarıdır.

B.
B.2-Dolaylı Etkileme
Su moleküllerinin iyonizasyonu sonucunda oluşan serbest radikallerin hücre molekülleri ile etkileşimi nedeniyle ortaya çıkan hasardır.  

Radyasyonun sağlık etkileri dozun büyüklüğüne ve vücudun ışınlanan bölgelerinin özelliklerine göre değişik zamanlarda ve farklı tiplerde ortaya çıkabilir.
         Radyasyonun etkileri deterministik etkiler ve stokastik etkiler olarak sınıflandırılır.
A.Radyasyonun Deterministik Etkileri
Bir anda alınan çok yüksek bir doz birkaç hafta içinde ölüme neden olabilir. Örneğin; 5 Gy veya daha fazla dozun aniden alınması uygun tedavi yapılmadığı takdirde kemik iliği ve sindirim sistemi hasarları nedeni ile ölümle sonuçlanabilir. 5 Gy'e kadar olan dozlarda uygun tedavi yapıldığı takdirde kişilerin hayatı kurtarılabililir. Ancak 50 Gy'lik doz alınması halinde medikal tedavi yapılsa bile kesinlikle ölüm gerçekleşir.
               Deterministik etkilerin diğer bir tipi ışınlanmadan uzun bir süre sonra ortaya çıkar. Bunlar genellikle öldürücü değildir. Fakat vücudun belirli parçalarının fonksiyon kaybına veya habis (kötü) olmayan değişikliklere neden olabilir. En iyi bilinen örnekleri gözde katarakt meydana gelmesi ve cilt hasarlarıdır.
Deterministik Etkiler
I.1-Ölüm
II.2-Cilt yanıkları
III.3-Katarakt
IV.4-Kısırlık
B.Stokastik Etkiler
C.
V.Düşük dozlarda ortaya çıkması olası etkilerdir. Etkinin ortaya çıkması için bir eşik değer söz konusu değildir. Stokastik etkiler nedeniyle kanser olma olasılığının saptanmasında belirsizlikler vardır. Düşük dozlara maruz kalmış kişilerde kanser ortaya çıkması halinde, bunun radyasyon nedeni ile olup olmadığını belirlemek mümkün değildir. Bunu ortaya koyacak somut veriler yoktur. Düşük dozlar için stokastik etkilerin ortaya çıkması olasılığı yüksek doz almış kişiler ve hayvan deneylerinin sonuçlarına dayanılarak tahmin edilmektedir. Stokastik etkilerle ilgili belirsizliklere bir yaklaşım getirmek için etkin doz birimi başına ölüm ihtimali katsayısı belirlenmiştir. 
Düşük dozlar nedeniyle kanser olup ölme olasılığı katsayısı ;
1 Sv (1000 mSv) için 5 x 10 -2 olarak kabul edilmektedir. 
            Stokastik Etkiler 
.
1-Kanserleşme Etkisi
II.2-Genetik Etki

I.1-Kanserleşme etkisi
II.
            Radyasyon, hemen hemen bütün dozlarda ve bütün dokulardan tümörlerin oluşmasına yol açabilir, ancak bazı tip tümörler, diğerlerine oranla daha yaygın görülürler. Genellikle sık bölünen hücrelerden oluşan doku ve organlar, bu konuda daha elverişlidirler. Radyasyonun kansere neden olduğu, genellikle deneysel hayvan çalışmaları ve bazı gözlem ve epidemiyolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkarılabilmiştir. Özellikle radyasyonla çalışanlarda daha çok meydana gelen deri kanserleri, çeşitli nedenlerle X ışını ile tedavi edilenler, tiroid tümörleri, akciğer tümörleri ve kemik tümörleri radyasyonun neden olduğu tümörler arasında en önemlileridir.

II.2-Genetik Etkiler
          
            Üreme hücrelerinin ışınlanmasıyla ilişkili olan genetik etkiler, daha sonraki kuşaklarda çok önemsiz etkilerden, ölüme neden olabilecek anormalliklere kadar değişebilir. Tam olarak, etki mekanizması bilinmemektedir. Tüm bunlara ek olarak, sindirim ve solunum yolu ile vücuda giren bazı radyoaktif maddelerin de sağlığa önemli ölçüde zararlı etkileri vardır. Özellikle, Çernobil kazası sonrası gündeme gelen bu etkiler arasında en önemlileri, bu yolla olanlardı.
Önemli Örnek  Olaylar
      
        En bilinen örnek, Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılmasından sonra, hayatta kalan 100.000 kişide löseminin ve diğer kanserlerin çok fazla artmasıdır. Halen, Japonya'da kanser ölümleri normalin 2.4 katıdır. Bu sırada, 8-15 haftalık gebe kalan kadınların çocuklarının hemen hemen tümü sakat doğmuştur.
     
         1954'de Bikini Mercan adalarında nükleer denemeler yapıldığında 10 yaşın altında olanların % 77'sinde, on yıl sonra tiroid tümörü ortaya çıktı.
Ayrıca, 1950-74 yılları arasında Atom bombası nedeniyle ölen 4339 kişi üzerinde inceleme yapan Dr. Alice Stewart, bu kişilerin 2/3'ünün kanserden öldüğünü, bunun da beklenen sayının yaklaşık 10 katı olduğunu belirtti. Sternglass adlı bir bilim adamı da, 1969'da, atom bombası denemelerinin yaklaşık 375.000 Amerikan bebeğinin ölü doğum, düşük şeklinde telef olduğunu hesaplamıştı. Andrei Sakharov ise, bir atom bombası atıldığında, çevreye saçılan radyoaktif izotoplardan, sadece Carbon-14'ün bir milyon kişinin ölümünden sorumlu olacağını ileri sürmüştür .

Radyasyona Maruz Kalmış İnsan Fotoğrafları

UĞUR KORKMAZ /FİZİK
KAYNAKLAR
*Türkiye Atom Enerji Kurumu
*Radyasyon Fiziği Ders Notları

26 Mart 2013 Salı

Akademik Fizik'in En Çok Tıklanan ve Paylaşılan Fotoları

NOT...
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN!
:))















29.03.2013

Navier Stokes Denklemi ve Akışkanlar Mekaniği [N-S]

Akışkan denince aklımıza ilk gelen su'dur. . Başka akışkan maddeler nelerdir.. Akışkanların bir hareket denklemi var mıdır? işte bütün sorularınız yanıtı Navier Stokes adı verilen denklemde gizli, gelin hep beraber akışkanların gizemli dünyasına bir yolculuk yapalım...
Akışkan denilince aklımıza ilk gelen SU'dur


1-Akışkanlar mekaniğine genel bir bakış
l2-Akışkanların Sınıflandırılması
l3-Newton tipi ve Newton tipi olmayan akışkan ayrımı
l4-İdeal akışkan
l5-Navier-Stokes denlemi (N-S)
l6-Navier-Stokes (sıkıştırılamaz Newton tipi(viskozite sabit) akışkanlar için incelenmesi)
l7-N-S yaklaşımları


(Claude Louis Marie Henri Navier)
(D:1785Dijon –Ö:1836, Paris)
Fransız mühendis ve fizikçi

(George Gabriel Stokes)
        (D:1819 –Ö:1903)
            İrlandalı matematikçi ve fizikçi

Navier-Stokes denklemleri adı Navier ve Stokes'un adına  akışkanlar mekaniğine katkılarından dolayı ithafen verilmiştir.

1-Akışkanlar mekaniğine genel bir bakış, 

1-Akışkan nedir? Akışkanların fiziksel özellikleri 
l2-Akışkanların sınıflandırılması
l3-Süreklilik denklemi nedir?
l4-Günlük Yaşantıda Akışkanların Yerleri.
l

5-Akışkanlar Mekaniği Hangi Meslek Dallarında kullanılır.  

Akışkan nedir?

Olanaklı en küçük kesme gerilmesi etkisinde dahi,sürekli olarak şekil değiştirebilen maddeye akışkan denir.

Akışkanların fiziksel özellikleri Nelerdir?

lBirim Hacim Ağırlığı: N/m³
    Bir cismin birim hacmindeki (1cm,1m vb) bir parçasının ağırlığına o cismin birim hacimdeki ağırlığı denir
lYoğunluk : kg/m³
    Homojen bir yapıya sahip maddenin birim hacminin kütlesi
lSıkışabilme
    Maddelerin sıkışabilme özelliği tanecikler arasındaki boşluk miktarına bağlıdır.

lViskozite
    Akışkanların akmaya karşı gösterdikleri direnç
lYüzeysel Gerilme ve Kılcallık
    Yüzeydeki bir atoma içerideki atomlar tarafından uygulanan çekme kuvveti dengelenmemiştir. Bu olaya yüzey gerilmesi adı verilir ve bu gerilme dengelenmemiş kuvvetlerin bileşkesine eşittir.





UĞUR KORKMAZ / FİZİK


lSüreklilik denklemi nedir?

Bir akışkanda kütle ve hacmin zamana ve konuma göre değişimiyle ilgilidir Akışkanda alınan bir kontrol hacminin genel süreklilik denklemi

yoğunluk



Günlük Yaşantıda Akışkanların Yerleri

lMeteorolojik (hava) olayları (yağmur, rüzgar, yangın, fırtına, sel),
lÇevreye zararlı olaylar (hava kirliliği, kirletici maddelerin yayılması),
lIsıtma, soğutma ve havanın şartlandırılması,
lAraçların motorlarındaki içten yanma olayı,
lIsı değiştiriciler, kimyasal reaktörler ve fırınlardaki kompleks akımlar,
linsan vücudundaki kan akışı, soluk alıp verme gibi olaylar.

Akışkanlar Mekaniği Hangi
 Meslek Dallarında kullanılır

lMimarlıkta
lİnşaat Mühendisliğide
lHavacılık ve Uzay Mühendisliğide
lTıpta
lSanayi ve Endüstride
lMeteorolojide
lAraç Tasarımıda 


Hava ve uzay taşıtları

Otomobiller



İnsan Vücudu

Rüzgar türbinleri

Akışların Sınıflandırılması
Newton tipi ve Newton tipi olmayan akışkan nedir?


lNewton tipi akışkan:
lNewton tipi akışkanların deformasyon hızı kayma gerilmesi ile doğru orantılı olup lineerdir ve viskozitesi sabittir. 


lÖrnek olarak: Su, hava,benzin,yağlar,vs. akışkanlar en çok bilinen newton tipi akışkanlardır. 





lNewton Tipi Olmayan Akışkan:

Newton tipi olmayan akışkanlar için; kayma gerilmesi ile deformasyon hızı arasındaki oran doğrusal değildir.

Bunlara Örnek:
(bazı boyalar, polimer çözeltileri ve süspansiyon halinde katı parçacıklı akışkanlar gibi daha fazla şekil değişimine zorlanması halinde daha az viskoz hale gelen akışkanlar) sanki plastikler veya incelen akışkanlar denir. Diş macunu gibi bazı maddeler sonlu büyüklükteki bir kayma gerilmesine karşılık koyabilir ve dolayısı ile bir katı gibi davranır. Ancak kayma gerilmesinin akma gerilmesini aşması halinde, sürekli şekil değiştirerek bir akışkan gibi davranır. Bu tür akışkanlara Bingham Plastikleri de denilmektedir.

İdeal Akışkan nedir?

lMoleküller arası kayma gerilmesi olmayan yani sürtünmesiz akışkanlardır. Başka bir deyişle viskozitesi sıfırdır. Böyle bir akışkan doğada yoktur. Ancak sürtünmenin ihmal edilmesi varsayımı problemlerin çözümesinde kolaylık sağlayacaktır.

NAVIER STOKES DENKLEMİ NEYİ İFADE
EDER?

Navier-Stokes denklemi akışkanlar mekaniğinin köşe taşıdır…


N-S DENKLEMİ

Klasik fizikte hareket denklemi nasıl Hamiltonyenle ifade ediliyorsa Akışkanlar Mekaniğinde Navier-Stokes Denklemi akışların hareket denklemidir diyebiliriz

Bu denklem: daimi olmayan, doğrusal olmayan, ikinci mertebeden bir kısmi diferansiyel denklemdir.
Ne yazık ki çok basit akış alanları dışında denklemin çözümleri elde edilemez .

’Akışkan’’ demekle neyi kastediyoruz?

lFiziksel: sıvılar veya gazlar




Matematiksel:

Bir skaler alan p  (Akışkanın basıncını gösterir)
l



Bir vektör alanı (akışkanın hızını gösterir

l,Akışkanın yoğunluğu(d) akışkanın viskozitesi (v)

Newton tipi sıkıştırılamaz akışkanlar için Süreklilik ve Navier Stokes Denklemleri



Süreklilik ve Navier-Stokes denklemlerinin kullanışlı olduğu iki tür uygulama alanı vardır.

lBilinen bir hız alanı için basınç alanının hesaplanması
lBilinen geometri ve sınır şartları için hem hız hem de basınç
alanlarının hesaplanması

Öncelikle belirtelim ki Navier-Stokes denkleminin kendisi tam çözüm değildir, tersine kendine özel yaklaştırımları içeren bir akış modelidir. Bununla birlikte mükemmel bir modeldir ve modern akışkanlar mekaniğinin temelini oluşturur.

Bir yaklaşık çözüm, çözüme başlamadan önce bile Navier-Stokes denkleminin akışın bir bölgesinde basitleştirildiği çözüm olarak tanımlanır.


Navier-Stokes denklemi için yaklaştırımları

lViskoz olmayan akış bölgeleri için yaklaştırım
lSürünme akışı yaklaştırımı
lSınır tabaka yaklaştırımı

UĞUR KORKMAZ / FİZİK


Kaynaklar:

lAkışkanlar Mekaniği temelleri ve uygulamaları
Yunus A. ÇENGEL&John M. CIMBALA
lAkışkanlar Mekaniği
Doç. Dr. Muhittin SOĞUKOĞLU
lFundamental Mechanics of Fluids I.G. Currie
lAkışkanlar Mekaniği Prof. Dr. Bekir Zühtü UYSAL
lAkışkanlar Mekaniğine Giriş Cahit ÇIRAY  ODTÜ yayınları

lhttp://www.serki.com/ ideal akışkan?
lhttp://akademikfizik.blogspot.com newton tipi akışkan?
l



UĞUR KORKMAZ / FİZİK
l
l