isa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
isa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2013 Perşembe

Hz. İsâ ve Mehdi

Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fâtıma'nın evladlarındandır. 
Ebu Davud, Mehdi 1, (4284).

4968 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim! Meryem oğlu İsâ'nın, aranıza (bu şeriatle hükmedecek) adâletli bir hâkim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi (Ehl-i Kitap'tan) kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olur."


Sonra Ebu Hureyre der ki: "Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen): "Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce onun (İsa'nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsâ onlar aleyhine şâhitlik edecektir" (Nisa 159).

Buhari, Büyû' 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242, (155); Ebu Dâvud, Melâhim


14, (4324); Tirmizi, Fiten 54, (2234).

4969 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Ümmetimden bir grup, hak için muzaffer şekilde mücadeleye Kıyamet gününe kadar devam edecektir. O zaman İsa İbnu Meryem de iner. Bu müslümanların reisi: "Gel bize namaz kıldır!" der. Fakat Hz. İsa aleyhisselam: "Hayır! der, Allah'ın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emirsiniz!"

Müslim, İman 247.

4970 - İbnu Mes'ûd radıyallahhu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah, o günü uzatıp, benden bir kimseyi o günde gönderecek."

İbnu Mes'ûd: "Resûlullah yahut da şöyle buyurmuştu der: "...Ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkâniyetle doldurur."

Ebu Davud, Mehdi 1, (4282); Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232).

4971 - Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fâtıma'nın evladlarındandır."

Ebu Davud, Mehdi 1, (4284).

4972 - Ebu İshâk anlatıyor: "Hz. Ali radıyallahu anh, oğlu Hasan radıyallahu anh'a baktı ve: "Bu oğlum, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın tesmiye buyurduğu üzere Seyyid'dir. Bunun sulbünden peygamberinizin adını taşıyan biri çıkacak. Ahlakı yönüyle peygamberinize benzeyecek; yaratılışı yönüyle ona benzemeyecek" dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracağına dair gelen kıssayı anlattı."

Ebu Davud, Mehdi 1, (4290).

Kaynak: Kütüb-i Sitte
http://gercektarihdeposu.blogspot.com/
"Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa
Allah, o günü uzatıp, benden bir kimseyi
o günde gönderecek."


15 Eylül 2013 Pazar

Bilin ki, korkaklar hayatı yaşadıklarını zannederken de korkularını yaşarlar.

Peygamberlerimizin hayatlarını okuyor musunuz?..

Şimdiye kadar okumuş olsanız dahi yeniden okuyun. Evinizde, elinizde yoksa hemen bir tane edinin.

Bakın bakalım, aralarında, ekmek derdine kapılıp inancından, itikadından taviz verenler var mı?..
Ölüm gelmeden ölmeye yatanlar var mı?
Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyen var mı?
İtle dalaşmaktansa çalıyı dolaşmayı tercih eden var mı?
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın tekerlemesine sığınan var mı?
Maslahat icabı inançlarından, ilkelerinden taviz veren var mı?
Yok...
Nasıl inanmışlarsa öyle yaşamışlar.
Baskı ise baskı, zulümse zulüm, katlanmışlar.
Şiddet karşısında bile itidalden uzaklaşmamışlar, suhulet ve sükûnetle tebliğlerini yapmışlar.
Hatırlayın: Hazret-i İbrahimin karşısında Nemrud vardı...


Hazret-i Musanın karşısında Firavun vardı...
Hazret-i İsanın karşısında Roma despotları vardı...
Hazret-i Âlişan Efendimizin karşısında ise başta Ebu Cehil olmak üzere Mekkenin tüm müşrikleri, tüm kuvvet ve kudret sahipleri vardı...
Nemrud, Hazret-i İbrahimi ateşe attı: Ateş gülistana döndü.
Firavun, Hazret-i Musayı Nil Nehrinde boğmaya kalktı, ordusuyla birlikte kendisi boğuldu.
Roma despotları Hazret-i İsayı öldürdüklerini zannettiler, Hazret-i İsa semaya alındı.
Ebucehil, Hazret-i Âlişan Efendimizi doğduğu şehirden kovdu, ama kısa bir süre sonra muzaffer olarak aynı şehre dönmesini engelleyemedi.
Onlar başkalarına değil, Allaha teslimdiler. Allaha teslim oldukları için kaybettikleri zamanlarda bile kazanıyorlardı.
Baskılar şiddetlendikçe inançlarına sarılıyor, inançlarında diriliyorlardı.
Samimiydiler...
Dürüsttüler...
Yüreklerinin en derin yerlerine kadar imanlıydılar ve inançlarında sebat etmeye kararlıydılar.
Tarih onların yaşama biçiminin haklılığını tescil etti.
Tarih bizim tabansızlığımızı da tescil ediyor. Bakalım gelecek nesiller nezdinde beraat edebilecek miyiz?

Rahmetin tecellisini hak etmeye çalışmak için korkularımızdankurtulmamız şart...
Korkularımızdankurtulmak demek, prangalardan kurtulmak demektir!
Çünkü korkularımız, ruhumuzu ve beynimizi kilitleyen prangalardır!
Kaldı ki, korkunun ecele faydası yoktur...
Öyleyse umutla ve cesaretle yürümeye devam.
Bilin ki, korkaklar hayatı yaşadıklarını zannederken de korkularını yaşarlar.

Yavuz Bahadıroğlu / Yeni Akit / 16 Temmuz 2012
Dualarimizi kabul et
http://gercektarihdeposu.blogspot.com