basortusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basortusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2013 Çarşamba

Osmanlı Tarihine karşı başlatılan KÜRESEL SALDIRI

OSMANLI TARİHİNİ MATERYALİSTLEŞTİRME VE BATININ POPÜLER KÜLTÜRÜNE UYGUN HALE GETİRME OPERASYONU

Osmanlı Tarihine karşı başlatılan KÜRESEL SALDIRI ile Türk Milletinin emperyalizme karşı tutunacak son dalını da kurutma operasyonu DİZİ ve SİNEMA yoluyla genişletiliyor..

Bu dizilerin bütün dünyada izlenmesi sağlanarak atalarının İLİM, EDEP, AHLAK, TEVAZU, FAZİLET, İBADET, CİHAT ve HUZUR'la dolu hayatları ışığında yeniden dirilme hayalleri kurmaya başlayan müslümanlara "İŞTE SİZİN ATALARINIZ VE ONLARIN YALAN, ENTRİKA, FUHUŞ, İÇKİ, NEFRET VE BASİTLİK DOLU BUGÜNKÜ İNSANLARDAN FARKSIZ

NEFİSPEREST VE MADDECİ HAYATLARI" denilerek gençliğin tutunacak son dallarını ellerinden alma, kültürlerine ve tarihlerine yabancılaştırma, kapitalist kültürle uyumlu hale getirerek batı medeniyetine karşı "zararsızlaştırma" operasyonu İFSAD LOBİLERİ ve MASON LOCALARI'nın önderliğinde tüm hızıyla devam etmekte olup bütün OSMANLI TORUNLARI'nın bu hayasız saldırılara ve 1001 TÜRLÜ İFTİRALARA karşı uyanık olup TARİHLERİNE ve KÖKLERİNE her yolla sahip çıkmaları ACİLEN gerekiyor..

SON SÖZÜ İSE MİLLİ ŞAİRİMİZ SÖYLÜYOR:

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Farz MI Tarz MI
http://gercektarihdeposu.blogspot.com

12 Eylül 2013 Perşembe

Çalışma hakkının engellenmesi

Başörtüsünü engelleyene de ceza var

Hükümet, çözüm paketi kapsamında 657 sayılı kanundaki "başörtüsü" yasaklarını ayıklıyor ve yasağa kaynak oluşturan yönetmeliği değiştiriyor. TCK'ya da başörtüsüne engel çıkarana ceza öngören 2 madde eklenecek.

'BAŞ DAİMA AÇIK'

Değişiklik kapsamında kanunun atıf yaptığı 1982 tarihli yönetmeliğin 5. maddesindeki "Elbise,

pantolon, etek, temiz, düzgün, ütülü ve sade, ayakkabılar ve/veya çizmeler sade ve normal topuklu, boyalı, görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış, tırnaklar normal kesilmiş olur" cümlesindeki "görev mahallinde baş daima açık" ibaresi metinden çıkarılacak.

Değişiklikler Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki "resmi üniformalı" personeli kapsamayacak, sivil personel yararlanabilecek.

HAKKIN ENGELLENMESİ

657'deki değişikliklerle, kamu çalışanlarının başörtüsü takmasına engel oluşturan maddeler ayıklanırken, başı örtülü olarak hizmet vermelerine engel olanların cezalandırılması için de TCK'da değişikliğe gidilecek.

TCK'daki değişikliklerden biri "çalışma hakkının engellenmesi" diğeri de "eğitim öğretim hakkının engellenmesiyle ilgili olacak. Başörtüsü nedeniyle hem çalışma hem de eğitim ve öğretim hürriyetinin engellenmesi suç sayılacak ve engelleyenlerle ilgili cezai işlem yapılacağı hükmü getirilecek.



Hafiz Kizlarimiz Maasallah

9 Eylül 2013 Pazartesi

Eleştirmek bir sanattır, düşüncedir, fikirdir.

Kirli bir kalem. 


Rahmetli dedemle yaş taş “ihtiyar” bir bunak. 
Düşünce, fikir ve önerileriyle öne çıkamayan, edep ve terbiye sınırlarını zorlayarak gündem oluşturmaya çalışan fikri esir, irfanı esir, vicdanı esir bir aciz. 
Ömrünün son etabında bu kadar haris, nefret dolu, kötücül, kaba, edep yoksunu lafları birbiri ardına sıralayabilen yaşı kemale ermemiş bir zavallı. 
Düşüncenin, tezatlarıyla bütünlüğünü bilmeyen, zıt fikirlere kulaklarını tıkayıp, karşıt tiplere gözlerini kapayıp kendini hataya mahkûm eden bir edepsiz.
Köşesinden paşalara darbe çağrısı yapacak, dostunu, arkadaşını, meslektaşını askerin emriyle sırtından vuracak, fişleyecek kadar rezilin biri.
“Gerekirse silah kullanırız” söylemiyle hükümeti tehdit eden, Genelkurmay’dan aldığı talimatla başörtülü avına çıkıp can yakan, hayat söndüren bir yaratık. 


“Yaşam biçimimize müdahale var” vaveylası ile iyiye gidişe duyduğu alerjiyi kine dönüştüren bir psikopat. 
Ülkenin normalleşmesini diktatörlük diye yutturmaya çalışan, diktatörlüğünü yitirdiğini anlayan bir şirret.
Başkalarının yaşam tarzına en çirkin şekilde saldırıp, sonra benim yaşam tarzım tehdit altında diyebilen bir “ar(sız)yürek.”
Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın eşine başörtüsü nedeniyle küfredebilen bir aşağılık.
Histerilerle uğraşmak ve vakit kaybetmek, öfke uyandırıyor. Ar(sız)yürek’in Sayın Hayrünnisa Gül ve Sayın Emine Erdoğan hakkında saçmaladığı yazıya kayıtsız kalmak, cevap vermemek yürek yarası olurdu bende.
İktidara muhalefeti, eleştiriyi “kadın bedeni” üzerinden yapmaya çalışan zavallı, aciz, çaresiz Ar(sız)yüreğ’e edep(sizliğ)i hatırlatmak bir insanlık görevi oldu. 
Yazı felaket. Dil ve üslup hiçbir kayda değer insana yakışmayacak halde. Tarz aydın kisvesine bürünmüş bir zavallının tükeniş feryadı gibi. 
İnanca seviyesizce uzatılan dil, kadına edepsizce yapılan hakaret, makama küstahça saldırı, insana insani olmayan bir bakış açısı. Sevmediği siyasi harekete, temsilcilerine, yakınlarına, üyelerine ağız dalaşı, hakaret, kalemiyle, kelamıyla nefret saçan bir acziyet. 
Neresinden tutsan elinde kalan bir seviyesizlik. Söyleyecek sözü olmayıp, kıyafetlerle uğraşmayı entelektüellik zanneden zavallılık.
Nefretle, kabalıkla, küstahlıkla, edep yoksunu kelamla ve faşizmle şekillenmiş bir zihniyet dünyası.
Fikir özgürlüğü adına bir saçmalık. Yakışıksız çirkin bir üslup, ayrımcı ve ötekileştirici yazı. Kadını aşağılayan zihniyetin tezahürü olan bir dil ve duruş.
Nefret Ar(sız)yüreğ’in aklını başından almış.
Cumhuriyet eliti ve bu elitin mühendisliğinde biçimlenen toplumsal kesim, yaşam biçimleri garanti altında olan Kemalist totaliter sekülerler kamusal alan ve yaşamın türlü bölümlerinde Anadolu insanı görünür olmaya başlayınca, bu karşılaşmayı tehdit olarak algılayıp feverana başladılar. 
Hükümetle değişik saiklerle hesaplaşma duygusu içine giren kimi liberal, kimi milliyetçi, kimi batı odaklı çevrelerde ruh göçü oluyor.
İdarenin de iradenin de sivillere ait olduğu bir Türkiye Kemalistlerin bitiş ilanı oldu.
“Türkiye’nin demokratikleşmesi hadisesi” biraz, sistemin ruhundaki CHP damarını sökme anlamı taşıdığı için bunamış beyinler iltihaplanıyor, irinle doluyor. 
Ayağı çarıklı, ağzı çorba kokan, ayakkabısını kapıda bırakan, bidon kafalı, göbeğini kaşıyan bir halkla eşit olmak kâbusu rüyalarından çıkıp hayat bulunca nefret, düşüncelerinden hareketlerine ve kelamlarına yansıdı. 
Bu muhalefet değil, hakaret ve nefret. Tepeden bakan, kılık kıyafet ve inanca göre ötekileştiren bir tavır. Bu darbe sever bir azınlık sözcüsünün beyin arka planı. 
Oysa farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp, hoşgörü ikliminde bir arada, mutlu, huzurlu ve barış içinde yaşamak daha keyifli ve güzel olmaz mı?
İnanca hakaret etmeyi marifet bilenleri aydın sayıp alkış tutanlar, bu milletin gözünde böyle çukurlaşıyorlar. Eleştirmek demek karalamak, laf çakmak, üslupsuzca davranmak değildir. Eleştirmek bir sanattır, düşüncedir, fikirdir.
Bu ülkede bir kadını kıyafetinden ve düşüncesinden dolayı aşağılamak ne olursa olsun hiç kimsenin haddine değildir.

F.Burak KAREN eline saglik.


Kocaman adam olmussun ama INSANLIK dan nasibini alamamissin



5 Eylül 2013 Perşembe

Gizli gizli namaz kıldık, ya işten kovulduk ya fişlendik.

Yüzde elli neden sokağa çıkmıyor bildirisi

Bir zamanlar Taksim Gezi Parkı olayları sonrası Türkiye'de protestolar görülmüş ve bazı zamanlarda hiç istenilmeyen görüntüler ortaya çıkmıştı. Sokağa çıkanların yanı sıra bir de meydanlara inmeyenler vardı. İşte yüzde ellinin neden sokağa inmediğinin cevabı bir sivil bildiri ile açıklandı ve kısa bir sürede sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri halini aldı.

İşte o sivil bildiri:



ANNEMİZ BAŞÖRTÜLÜ DİYE HOR GÖRÜLDÜK
Bizim annemiz başı örtülü diye yemin törenimize alınmadı, bacımız okula alınmadı, kamuda çalışamadı.. Gizli gizli namaz kıldık, ya işten kovulduk ya fişlendik...

CEPHEDE BİZ ŞEHİD OLDUK
İbaddet yapmak istedik gerici diye mimlendik... Çocuğumuz okulda namaz kıldı, fuhuş yapanı bu kadar hor görmemişlerdi... Devlet bir dönemler resmen ikinci sınıf muamelesi yaptı, subay olamadık polise alınmadık.. Sinema ve dizilerde başı örtülüler hizmetçi rolünden yukarı çıkamadı.. Cephede biz şehid olduk, cenazeler gece kondularımızdan çıktı, ama Taksim gençliğine yaraşırdı Devlet yönetmek, haşa ne haddimize!!! Yıllarca hor görüldük dışlandık..

SOKAĞA DÖKÜLMEDİK SANDIĞA GÖMDÜK
Ama hiçbir zaman polise molotof ve havai fişek atmadık. Polis aracını ters çevirmedik... Devlete millete asi olmadık.. Elimize tencere alıp sokaklara dökülmedik. Bizi ezen hükümetleri sokağa dökülüp değil sandığa götürüp gömdük!!!..



http://gercektarihdeposu.blogspot.com