bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2013 Cuma

Peygamberimizin sahabesini nasıl bilirsiniz?

İnsanları Değiştirmek

Peygamberimizin sahabesini nasıl bilirsiniz? Hepsi birer kahraman mıydı meselâ? Hepsi aynı derecede cesur ve savaşçı ya da alim, zahid miydi? Hepsi merhametli ve müşfik ya da ciddi ve vakur muydu? Bir sahabe şablonu var mıdır, her birini içine sığdırabileceğimiz?
Peygamberimiz Müslüman olan her insanı karakteriyle, kişiliğiyle yeni bir kalıba dökmeye çalışmış mıdır? Yoksa "bir dağın yer değiştirdiğine inanın; bir adamın huy değiştirdiğine inanmayın" sözü icabı insandan sadece yaratılıştan gelen özellikleriyle birlikte iyi bir mü'min olmasının bekleneceğini mi işaret etmiştir?
Çekingenleri atak, yumuşak huyluları sert, sakinleri çevik, yavaşları hızlı yapmaya çalışmış mıdır Efendimiz? Yoksa her bir insanı doğal haliyle kabul edip, o halin barındırdığı zenginlikleri İslam için kullanmaya mı teşvik etmiştir?
Meselâ Hassan b. Sabit (ra)'ten bir savaş kahramanı çıkarmaya çalışmak yerine ona "Peygamber Şairi" ünvanını verip kendisini şiirle yerenlere cevap vermesi için "Kalk ya Hassan!" dediğinde onun kılıçların değil, kelimelerin efendisi olduğunu bilmiş ve aynı şekilde herkese iyi oldukları konunun efendisi muamelesi yapmış, böylelikle de gönüllerin efendisi olmuştur Efendimiz.
Hassan b. Sabit (ra) Hendek savaşına gitmeyip kadınlarla birlikte bir kaleye sığındığında O'nun gözünden düşmemiş; hiçbir sahabe O'nun kıymet verdiği biri olabilmek için Allah vergisi fıtratıyla savaşmak zorunda kalmamış. İşte tam da bu nedenle herkes "iyi" olduğu alanda öne çıkmış ve "yıldızlar gibi" olmuşlar. Biz ise "iyi"nin nasıl olacağını Allah'ın yarattığı tabiatta değil; kendi kafamızdaki standartlarda bulmaya çalıştığımızdan iyi ihtimalle "her şeyden biraz-hiçbir şey tam değil" insanlar; kötü ihtimalle ise ucubeler yetiştiriyoruz.
Oysa İslam tek tip insan istemiyor. Dünyanın her insan tipine ihtiyacı var. İyi Müslüman olmak, fıtratlarımızı zorla yeni şekillere sokmaya çalışmak değil, İslam'a canı gönülden teslim olmak ve onun dışında bir yol düşünmemek demektir. Neresinde yer alırsak alalım bu kafilede olmak demektir.
Fatma Bayram


5 Ekim 2013 Cumartesi

Gerçek mutluluk gördüğün şeyde değil asıl görünmeyen yerdedir.

Sevgi'nin adı yok
Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne.
Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. 
Bebeğin kulakları yoktu...
Muayenelerde bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.
Aradan yıllar geçti çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu. Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak


“Büyük bir çocuk bana ucube dedi.”
Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi her zaman ona “Genç insanların arasına karışmalısın” diyordu ancak aynı zamana yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.
Delikanlının babası aile doktoruyla oğlunun sorunu ile ilgili görüştü;
“Hiçbir şey yapılamaz mı?”diye sordu.
Doktor; “Eğer bir çift kulak bulunabilirse organ nakli yapılabilir”
dedi. Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti. Bir gün babası
“Hastaneye gidiyorsun oğlum annen ve ben sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır”
dedi. Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı.
Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu.

Yıllar geçmişti bir gün babasına gidip sordu:
“Bilmek zorundayım bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım”
“Bir şey yapabileceğini sanmıyorum” dedi babası “fakat anlaşma kesin şu anda öğrenemezsin henüz değil..” Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi.
Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi. Hayatının en karanlık günlerinden birinde annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.
“Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası”. Ve hiç kimse annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi? Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir ancak kalptedir! Gerçek mutluluk gördüğün şeyde değil asıl görünmeyen yerdedir. Gerçek sevgi yapıldığı bilinen şeyde değil yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!


Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Küçüklerimize şefkat etmeyen bizden değildir.”
(Ebu Davud)